Vücut Susuz Kalırsa Neler Olur?

on 16 Aralık 2014 Salı



VÜCUT SUSUZ KALIRSA NELER OLUR?

YORGUNLUK: Su vücudunuzdaki en  mü­him enerji kaynaklarındandır­­. Dehidratasyon (susuz kalma) vücudu yavaşlatan enzimatik aktiveteye sebep olarak yorgunluk ve halsizliğe yol açar­.
ASTIM VE ALERJİLER: Dehidratasyona maruz kalan vücut sudan tasarruf etmek amacı ile havayollarını daraltıyor­. Siz daha susuz kaldığınızı hissetmeden  histamin bu durumun farkına varıyor ve salgısını arttırıyor­.
YÜKSEK KAN BASINCI: Vücut asıl olarak tam olarak su gereksiniminikarşıladığın­da kanın %92’si sudur­. Vücudun susuz kaldığı zamanlar­da ise kan kalınlaşarak akışı esnasın­da dirence sebep olur ve buda kan basıncı­nın yükselme­si ile sonuçlanır­­.
CİLT PROBLEMLERİ: Dehidratasyon deri yoluyla toksinlerin atılmasını bozmakta ve her türlü cilt sorunu için savunmasız hale getirmektedir; dermatit, sedef, kırışıklık.
YÜKSEK KOLESTROL: Vücut susuz kaldığın­da kolestrol seviyesi­ni arttırarak hücreden  daha fazla su kaybını önlemeye çalışır­­.
SİNDİRİM BOZUKLUKLARI: Su ve alkali (magnezyum ve kalsiyum) minerallerin eksikliği gastrit, ülser ve reflü gibi birçok sindirim sistemi problemine neden olur­.­.
İDRAR KESESİ VE BÖBREK PROBLEMLERİ: Toksin ve atık asit birikimi bakterilerin gelişme­si için ortam sağlar, buda böbrek ve mesanede iltihap, ağrı ve enfeksiyona daha yatkın olma­sı ile sonuçlanır­­.
KABIZLIK: Suyun eksikliğinde, vücudun kritik fonksiyonları için su sağlama görevi kalın bağırsağındır­­. Su yetersiz kaldığın­da atık maddeler bağırsak içinde çok yavaş ilerlemeye başlar buda kabızlığa yol açar­. EKLEM AĞRISI VE SERTLİK: Bütün eklemlerde büyük bir kısmı sudan oluşan kartilaj yastıkçıkları vardır­­. Vücut susuz kaldığın­da kartilaj zayıflar ve eklem tamiri yavaşlar böylelikle ağrı ve rahatsızlık hissi oluşur­.
KİLO ALMA: Vücudunuz etkin bir şekil­de toksinleri elimine edemez ve yağ hücreleri­nin içinde saklar­. Bunun yanın­da eğer vücut yeterli suy­la toksinlerin güvenli bir şekil­de atamıyorsa yağ hücresi­ni serbest bırakmaz­.
ERKEN YAŞLANMA: Kronik olarak vücut susuz kaldığında, organlar ve ha t­ta vücudun en  büyük organı olan deride kırışıklık başlar ve erken  yaşlanma belirtileri verir­­.

BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?

Susadığınız zaman vücut susuz kalmıştır (dehidrate olmuştur)­.
Yemek öncesi içilen  su, porsiyonların ı­zın küçülmesine ve ötürü sıyla daha kolay kilo kaybetmenize destek olur­. Araştırmalar göstermiştir ki eğer sene boyunca su tüketiminizi günlük 1,5 litre olursa, extra 17400 kalori yakarsınız buda yaklaşık olarak 2 buçuk kiloya denk gelir­­.
Sadece su içmeniz gerekir, başka tükettiğiniz sıvıların bir kalorisi ve şeker içeriği vardır­­. Sadece suyun kalorisi ‘0’dır­­.
Soğuk su içmek metabolizmanızı çabuklaştırır ve kalori yakar­. Hızlanan metabolizmanın tesirleri ilk 10 dakikada başlar ve 30-40 dakika sonra maksimuma ulaşır­­.

Neden Su İçmeliyiz?



Neden Su İçmeliyiz? Su, vücut sıvıların­da bulunup, eklemlerin kaygan hale gelmesine imkan vermekte­dir­­. İdrarla beraber zararlı maddelerin atılmasına imkan vermekte­dir­­.

Diyette proteine göre karbonhidrat ve yağın yüksek olma­sı metabolik suyu fazlalaştırır­­. Örnek verecek olursak, bir bardak sütün yüzde 89’u, bir ince dilim ekmeğin yüzde 38’i, bir elmanın yüzde 84’ü, bir yemek kaşığı balın yüzde 17’si sudur­. Ek olarak gün içerisinde içtiğimiz çay, kahve, soda, gazlı ve gazsız içeceklerle de su alırız­.

Hücre ve kas dokularını güç vermekte­dir­­. Karbonhidratları, yağları, proteinleri, hormonları ve oksijeni, kan­da bulunarak kaslara taşımakta­dır­­.  Zararlı maddeleri dokular­dan uzaklaştırmayı sağlar­.

Cildi gerginleştirir, cilde parlaklık kazandırmakta­dır­­.

Cilt yoluyla, akciğerde solunum yoluyla, böbreklerden  idrarla ve bağırsaklar­dan su yitimi bulunur­. Bu oran ortalama olarak 8 ila 10 bardak sıvı kaybetmek manasına gelmektedir­­. Su içmek, susama merkezi ile hormonal olarak uyarılma neticesin­de ortaya çıkmakta­dır­­.  Vücut toplam suyun %0 ila 1 kadarını kaybedince susama duygusu olmakta­dır­­.

Çok sıcak ve soğuk havalar­da vücut normal ısısını sağlayabilmek amacı ile daha fazla su harcamaktadır­­.  Yoğun egzersiz ve ağır işler yapıldıktan sonra su yitimi artar­. Gebelik ve emzirme sürecinde, uzun süreli yolculuklarda, hastalık durunda, kusma, ishal ve ateşli hastalıklarda, yüksek lifli beslenme içeren  diyetler yapıldıktan sonra daha fazla sıvı almak gerekir­­.

Su tüketimi­ni artırmak için;
* Gün içerisinde çay, kahve yerine su molası verin­. Çalışma masanızda mutlaka su dolu bir sürahi ya da su dolu bir pet şişe bulundurun­.
* Yemeklerinizi ve ara öğünlerinizi su, süt, ayran, taze sıkılmış olan meyve suları ile tamamlayın­. Ya da öğünlerinize çorba ile başlayın­.
* Toplantılar­da ve özel günlerde diüretik etki­yi sebebiyle alkol niyetine soda tüketin­. Lakin fazla soda tüketimin­den  kaçının­. Böbrek sağlığınız için ender tüketmekte fayda var­.
* Egzersiz yaparken  ve sıcak havalar­da çalışırken  mutlak suretle su için­.
* Seyahatleriniz boyunca yanınızda su bulundurmaya özen gösterin­.

Ağız Kokusundan Su İçerek Kurtulun



Ağız Kokusun­dan Su İçerek Kurtulun

Ağız kokusu hem kendimizi hemde çevremizi huzur­suz edici bir problemdir­­. Ağız kokusu kişi­lerin yaşam biçimi etkileyen, sosyal yaşamını sınırlayan mü­him problemlerin başın­da gelir

Tükürük bezlerinin görevi; tükürük salgılamak ve bu salgıyı da ağız içerisi­ne iletmektir;. Kişilerin gün içinde besin­lerin az alınma­sı (buna açlık ile karşılaştıra­biliriz) ya da susuz kalma gibi ne­denlerden  ötürü ağız içinde tükürük miktarı azalış gösterir­­. Aynı şekil­de gece tükürük salgısı uykuda bütünüy­le sıfırlanıyor­. Ağızdaki tükürük üretimi azalır, ağız kendisi­ni temizlemek amacı ile gereksinim duyduğu sıvıyı bulamazsa bilhassa sabahları uyandığımızda ağız kokusu kaçınılmaz olur­.

Hangi hastalıklar tükürük yapımı­nı azaltırı

Kişisel kaynaklı sebep­ler hari­cinde kullanılan antihistaminik ilaçlar, tansiyon ilaçları, psikiyatrik ilaçlar, kansızlık, şeker hastalığı ve ateşli hastalıklar da tükürük yapımı­nı azaltan sebep­ler olarak dikkat çekiyor­. Bun­dan başka ağız içinde oluşmuş bir enfeksiyon, ilerlemiş bir diş eti hastalığı da ağızda kokuya neden  olabilmekte­dir­­.

Suyun ağız kokusu üstündeki güçlü etkisi

Çeşitli sebep­lerle azalan tükürük miktarını, olma­sı gerekli olan düzeye getirmede su içmek mü­him bir etkendir. Günde en az 2 litre su tüketilmesi diş sağlığını korumaya ve tükürük kaynaklı ağız kokusunu engellemeye destektir­­ Yoğun olarak çay, kahve içmenin ve şekerli besinler tüketmenin ağızdaki bakterilerin artışı­na neden  olacağını ve bunun sonu­cu olarak da ağız kokusu yaşanmaktadır, bu yiyecek ve içeceklerin azıcık bir miktar tüketimi gerekmektedir