PLAZMALEMA
Hücre sitoplazmasını dışarıdan saran membrana denilir. Plazmalema, hücrenin dışı ile ilişkilerde hem engel, hem de aracıdır. Bu görevlerine çok iyi uymaktadır. Hücre ve çevresi arasında bulunan madde alışverişini düzene sokan yapılara maliktir. Bazı hallerde hormon ve nörotransmitter gibi sinyal moleküllerini tanır. Bunun için gerekli reseptörlere(almaç) maliktir. Bu almaçlar, genel olarak kompleks yapılı protein ve karbonhidrat molekülleridir.
Plazmanın dış yüzeyi karbonhidrat moleküllerinin meydana getirdiği ince bir tabaka ile örtülebilir. Bu glikojen benzeri moleküller, membranın lipid ve protein moleküllerine bağlı olabilir. Buna göre "Glikol ipid" ya da "Glikoprotein" den bahsedilir. Bu tabakanın adına "Glikokaliks" denir . Gevşek ve lifli ağsı bir yapı gibi görünmektedir. Glikokaliks alyuvarlarda kan grubu antijenlerini yapabilir. Ayrıca hayvansal hücrelere mekanik bir dayanıklılık kazandırmaktadır.
Etiketler: hücre, hücrenin yapısı, plazmalema
Hücre Çeperi ve Hücre Çeperinin Yapısı
Hücre çeperi, bitki hücrelerinde görülmektedir. Yalnız bitkilerin eşey hücrelerinde olmamaktadır. Onlarda hayvan hücresi gibi plazmalema bulunur. Lakin döllenmenin akabinde, hücre, yüzeyine ince ve jel kıvamında bir madde salgılar. Bu madde primordial çeper'i (ilk çeper) oluşturur ve içinde Pektin bulunmaktadır. Pektinler, birbirleriyle iyonlarla bağlanan, uzun zincirli karbonhidrat moleküllerinden ortaya çıkmaktadır. Hücre bölünmesinde meydana gelen yeni hücreleri birbirinden ayıran bu ilk çeper, iki hücreyi yan yana tutan orta lameldir. Pektinlerin temel yapıtaşı galakturon asididir. Pektin asidi çok zayıftır. Pektin kolaylıkla şişebilir. Hücre çeperindeki başka bir madde hemiselülözdür. Bunlar hücre çeperinin yapısına katıldıkları gibi, depo maddesi olarak işlev yapmaktadır.
Hücre Çeperinin Özellikleri
Her oğul hücre, yeni çeper materyalini ilk çepere yığmaya başlamaktadır. Bu yığım neticesinde ilkin çeper(primer çeper) olmaktadır. Bu çeperde pektinlerin oluşturmuş olduğu ana madde içinde dağılan, düzensiz mikrofibriller yer alır. İlkin çeperin bu yapısına dağınık yapı ya da dağınık tekstür denir .
Mikrofibriller selüloz'dan yapılmıştır. Bir selüloz molekülü, birbirlerine bağlı 10 000 glikoz molekülünden olmaktadır. Böyle bir iplik molekülü 4 um uzunluğa ulaşabilir. Yaklaşık 2000 ipliğimsi selüloz molekülü, bir mikrofibril demeti yapmaktadır. Bu demetler bitki hücre çeperinin yapı birimidir. Selülozun zincir ya da iplik molekülleri doğada serbest halde hiç bulunmaz ve zincirde ağ demeti biçimindedir. Bu birliğin çoğu bölümü kristalindir. Mantar hücre çeperinde yapı maddesi olarak ya selüloz veya kitin bulunur.
Oğul hücreler büyüdüklerinde elastik olan primer çeper de genişlemektedir. İlkin çeper bu genişlemede incelemez; zira devamlı yeni mikrofibril tabakaları birikmektedir. Kesin hücre büyüklüğüne ulaşılınca, hücre çeperinin enine büyüyüşü de durur. İlkin çeperin üzerine ikincil (sekonder) çeper oturur. Bu çeperdeki mikrofibrillerin birikimi tabaka biçimindedir ve ışık mikroskobu ile izlenmektedir. Burada mikrofibriller paralel olduğu için paralel yapı (paralel tekstür)'dan bahsedilir. Enine büyüme esnasında lignin ya da suberin gibi maddeler ikincil çepere birikmektedir. Odunlaşan hücre çeperleri, yüksek basınç ve çekmeye karşı dayanıklılık kazanır. Kuvvetli olan ikincil çeper, hücre içerisine doğru genelde ince bir tabaka ile sarılır. Bu tabakaya üçüncül (tersiyer) çeper denilir. İlkin çeper gibi pektin temel maddesinden olmaktadır. Bunların içinde fibriller bulunur. İlkin çeperin tersine fibriller burada paraleldir. Yani ikincil çeper gibi paralel yapı göstermektedirler. Tersiyer çeperin, ikincil çeper lamellerinin meydana geldiği yer oluşu muhtemeldir.
Etiketler: hücre, hücre çeperi, hücre duvarı, hücrenin yapısı
Hücre Çekirdeği (Nukleus, Karyon)
Çekirdek hücrede depo ve genetik bilgi arşivi görevlerini yerine getirir. Genetik bilgi çift dizinli DNA moleküllerinde depolanır. Burada DNA kopyalanması (iki misline çıkma) olmaktadır. RNA bireşimi ile genetik zincirleri burada başlamaktadır. Çekirdeğin inferfaz, mitoz ve çalışma halleri bulunur. Interfaz çekirdeğinde kromozomların DNA'sı iki misline çıkmaktadır.
Hücre Çekirdeğinin Yapısı
Çalışma çekirdeği ve inferfaz çekirdeğinde RNA bireşimi olmaktadır. Genelde küre biçiminde olan çekirdek hücredeki en büyük organeldir. Elastik olup, hücre yapısına bağlı bir şekilde biçimlenir. Elektron mikroskobik izlemlerden çekirdeğin bir kılıfla sarılmış olduğu izlenmektedir. Bu bir iç, bir de dış membrandan olmaktadır. İki membran arasında bulunan boşluk 20-50 nm'dir. Membran fazlaca sayıda çekirdek poruna sahip olup endoplazmik retikülumun bir bölümüdür. Porlarla kesintiye uğrar. Makromoleküller porlar kanalı ile çekirdek sitoplazması (karyoplazma) ile sitoplazma arasında gidip gelirler. Karyoplazma protein ve nukleikasit (RNA ve DNA) ihtiva eder. Çekirdek, hücredeki bütün yaşamsal olayları düzenler. DNA bölgeleri boyanabilir ve buralara Kromatin denilir. Kromatin, hücre bölünmesi olayında, çekirdek bölünmesi safhasında, kromozomları teşkil eder. Hücre çekirdekleri, "SİTO-İSKELET" yapıları, yani bir nevi çekirdek iskeletini de ihtiva eder. Bu yapı kromatin ile ilişkidedir: Kromozomlar çekirdek iskeletine asılıdır. Çekirdek örtüsünün gerçek yeni oluşumu, çekirdek bölünmesinden sonra, çekirdek iskeletinin kenarda mevcut olan bölümleri tarafından gerçekleşmektedir.
Karyoplazmada bilhassa iyi boyanan ve yüksek miktarda RNA içeren bir kısım bulunmaktadır. Buna çekirdekçik (Nukleolus) denilir. Sayısı bir ya da daha fazla olabilir. Ribozomal RNA sentezinde rolü bulunur. Burada büyük RNA molekülleri sentezlenir. Çekirdekçik sitoplazmik ribozomların oluşumuna katılır.
İnsandaki alvuyarlar, gelişim süreçleri içinde çekirdeklerini kaybetmektedir. İskelet kası hücreleri ile kemik dokudaki dev kemik hücrelerinde (osteoklast) ise birden fazla çekirdek bulunur.
Etiketler: hücre, hücre çekirdeği, hücrenin yapısı, karyon, nukleus
MİTOKONDRİ
Mitokondriler için hücrenin enerji santralleridir diyebiliriz. Mitokondrilerde, yağ asidi yıkımı, sitrat siklusu ile üre siklusunun birtakım bölümleri ve bilhassa solunum zinciri ve buna bağlı ATP bireşimi olaylanır. Mitokondrinin jel kıvamında matriksinde adı geçen sentezler için lazım olan enzim bulunmaktadır. Aminoasit (Glutamin asidi, Citrulin) ya da steroidhormonların biyosentezleri de, mitokondrilerde ikincil işlev olarak kabul edilir. Bu çok yönlü ve mühim işlemler, hücre başına isabet olan mitokondri sayısı ile ilişiktir. Mitokondri işlevi, aktif taşıma ile yakınen ilgilidir. Ca2+ Mg2+ ve K+ iyonları mitokondrideki yoğunluk düşüşüne bağlı bir şekilde içeri alınmaktadır. Bu değiş tokuşta anyon ya da H+ iyonları serbest bırakılır. Mitokondriler kanalı ile olan aktif iyon hareketi, hücre işlevinin denetimi için önemlidir. Mitokondriler birçoğu kez, hücrenin yönlendirilir iyon sistemi olarak kabul edilir. Bir memeli hayvan karaciğer hücresinde 1 000-1 500 mitokondri bulunmaktadır. Az beslenme hallerinde bu sayı 500-700'e iner. Çizgili bir kas hücresinde, kasın çalışıp çalışmaması ile mitokondri sayısı değişir. Çalışan kasdaki sayı fazladır. Bu da Enerji kazanımı için var olan enzimin artma ya da azalması ile ilgilidir. Bu durum hücrenin protein işlevinin yüzde 30'udur. Daha büyük hücrelerde bu sayı beşyüzbine çıkar (dev amip).
Mitokondriler fonksiyonlarına bağlı bir şekilde küre, çubuk ve dallı ipliğimsidir. Büyüklükleri 0,5 x 0,5 x 1 ila 1 x 1 x 5 um arasında olur.
Mitokondri örtüsü genel olarak 7-10 nm kalınlığında iki membrandan olmaktadır. İkisi arasında perimitokondrial alan bulunur. Dış membran bazı zamanlar ER-sisternalarına bağlı oldukça iyi geçirgendir (hatta disakkaridleri bile geçirir).
İç membran fazlaca sayıda girintiye maliktir. Genelde "CRISTA" denilen yaprağa benzeyen, bazı zamanlar tüp gibi (memeli hayvan hücresinde), bitkilerde cep biçiminde "SACCULI" denilen oluşumlar bulunur. Geçirgen olmaz ve yalnızca belirli birtakım moleküller için geçirgendir (Mol. ağırlığı <>
Mitokondri matriksi sitrat siklüsü ve yağ asidi oksidasyonu enzimlerini ihtiva eder. İç kısımlarda örneğin piruvat, karboksilleşir ya da solunumda dekarboksilleşir; burada mitokondrial biyosentezlerin birçoğu olaylanır. Mitokondri matrikslerinde DNA, RNA(tRNA, rRNAb rRNA2), mRNA ve Ribozomlar (70S) bulunmaktadır. Mitokondri, DNA-replikasyonu, transkripsiyon ve protein biyosentezi yapmaktadır. Mitokondrideki DNA miktarı hücrede bulunanın fakat yüzde 0.2'si kadar olur. Mitokondri iç membranındaki enzimlerin kısmen mitokondriyal DNA tarafı ile şifrelendiği kabul edilir. Bira mayası hücresinde bulunan sitokrom a, a3, b ve cl'in mitokondriyal DNA tarafı ile belirlenmiş olduğu kanıtlanabilir. Mitokondri matriksinde 5 ila 10 DNA molekülü bulunmaktadır. Mitokondrial DNA (mtDNA) hayvan hücresinde küçük olup en çok 2-3 düzine proteini şifrelemektedir. Bitki hücresi mtDNA'sı oldukça iridir. İnsanın mtDNA'sı, rRNA molekülü, 22 farklı tRNA türü ve 13 farklı proteini şifrelemektedir. Bunlardan 5 protein tespit edilemilmiştir.
Mitokondriler fakat birkaç gün yaşamaktadır. Enine bölünme ile çoğalmaktadır. Bunlar embriyonal hücrelerdeki promitokondrilerden de gelişir ve çok küçük vesiküller olup yoğun matriksli, çift membranlıdır. İç membranlarında zaman içerisinde cristalar gelişir. Promitokondriler, bölünme ile kendilerinden ve tomurcuklanma ile gelişmiş mitokondrilerden olmaktadır. Mitokondrinin ortalama olarak ömrü, hücreye göre daha azdır. Karaciğer hücre mitokondrileri 7-10 gün yaşamaktadır.
Mitokondriler birazcık da olsa kalıtsal bilgiye maliktir. Eşeysel çoğalmada mitokondriyal bilgi değişmemektedir. Yumurta hücreleri mitokondri ya da promitokondrileri döle nakleder. Hayvan sperması oluşumunda birçok mitokondri bir iplik şeklini alır. Memeli hayvan sperminin orta bölümünde, 4 tane iplik mitokondri helezonik bir şekilde bulunmaktadır.


