Kansere İyi Gelen Bitkiler

on 16 Aralık 2014 Salı



Kansere İyi Gelen Bitkiler

Kanser tedavisi için kullanılan bitkiler arasında ilk akla gelen bitki zerdeçaldır. Zerdeçal ile alakalı dünya çapında birçok bilimsel makale yayınlanmıştır. Özellikle Amerikanın en büyük kanser merkezi olan MD Anderson Kanser Merkezi zerdeçal ile ilgili birçok ciddi yayın yayınlamıştır. Pankreas kanserini tamamen tedavi ettiği bilimsel olarak kanıtlanan zerdeçal bu özelliğiyle fitoterapi de hakkettiği ilgiyi görmektedir.

Kansere iyi gelen diğer bir bitkide brokolidir. Yine Amerika'da olan Johns Hopkins Kanser Merkezi de brokolinin kanser tedavisinde kullanımıyla ilgili bilimsel yazılar yayınlamıştır. Doğadaki sağlık diyebileceğimiz fitoterapi ile bütün dünya yakından ilgilenmektedir. Fitoterapi ile sadece uzakdoğu ülkeleri değil dünyanın bütün ülkeleri ilgilenmekte ve bu alanda araştırmalar yapmaktadır. Bitkisel olmayan fakat kanser tedavisinde kullanılan hayvansal kökenli bir diğer madde propolis ve arı sütüdür.

Yeşilçay da kansere karşı etkili bitkiler arasındadır. Japon bilimadamları yeşil çayın faydalarından o kadar emindirler ki yeşilçayın sadece kanser değil bütün hastalıklara iyi geleceğini savunmaktadırlar.

Kanser tedavisi için kullanılacak zerdeçalı, brokoliyi ya da yeşilçayı kendi kafamıza göre kullanamayız. Kanserin tedavisinde standart bir kullanım yoktur. Tedavi kişiden kişiye farklılık gösterir. Bir kişiye faydalı olan bir bitki bir başkasına zarar da verebilir.

Kanser Nasıl Oluşur?



Kanser Nasıl Oluşur?

Kanser belirli bir doku ya da organdaki hasar görmüş hücrelerin kontrol dışı bir biçimde üreyerek bir kitle ya da tümör oluşturmasıdır­­. Kanser bedenimizde bir hücrenin bir gün geldiğinde hiç bir kontrol dinlemeden  büyü­yerek çoğalma­sı neticesin­de meydana gelen  bir hastalıktır­­. Vücudumuz türlü organlar­dan meydana gelmektedir ve her organ milyonlarca hücreden  meydana geliyor­. Zaman içinde bu hücreler büyü­yerek bölü­nüp o organı yeniliyorlar­. Bir hücrenin ne zaman büyü­yerek bölünme­si gerektiği­ni hücre çekirdeğin de mevcut olan genler tayin etmektedirler­. Bir grup gen, hücreye "büyü ve bölün" diyor; başka bir grup da "artık dur yeter" diyor­. Günün birinde bölünmeyi yerine getiren genler fazla çalışmaya ya da bölünmeyi durduran genler çalışmamaya başlarsa, hücre durmadan bölünmeyi sürdürüyor ve ortaya bir kitle çıkmaktadır­. Tümör olarak da isimlendiri­len  bu kitle kanser olayı­nın ta kendisidir­­. Bu kanserli hücreler o organa ait görevleri­ni yerine getirmedikleri gibi, çevre hücrelerin üzerine baskı uygulayarak onların yiyeceği­ni çalmaya başlıyorlar, ve bir gün geldiğinde lenf dolaşımına katılıp bezelere sıçrıyor ya da kan dolaşımına katılıp başka organlara gidiyorlar (karaciğer, akciğer ve kemik gibi) Kanserin insanın ölmesine neden  olma­sı işte bu hücrelerin organların görevi­ni sürdürmesine engel ­olma­sı ile gerçekleşiyor­.

İlgili aramalar: kanser nasıl olur? kanser nasıl oluşur? kanser nasıl meydana gelir?

Kanser Nasıl Tedavi Edilir?



KANSER NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Kanserin türüne göre uygun tedavi farklılık göstermektedir­­. Kanserin türüne, başladığı organa, geliştiği hücre tipine ve kanser hücreleri­nin görünümüne bağlı bir şekil­de tayin edilir­­. Kanserin sınıflandırma­sı vücutta bulunan uzak yayılımlarına göre yapılıp, tedavi yaklaşımını belirlenmesi­ni sağlamaktadır­­.

Tedavi tek başına ya da birleşik olarak uygulana­bilir. Tedavideki yöntemlere bakacak olursak;

Etkilenen  organın ya da tümörün çıkartılma­sı amacı ­ile cerrahi,
Vücudun bilinen bir bölgesine kontrollü bir şekil­de uygulanıp kanser hücreleri­nin ölmesi­ni ya da kanser kitlesi­nin küçülmesi­ni sağlayan radyoterapi,
Vücuttaki kanser hücreleri­nin öldürülmesi­ni amaçlayan güçlü ilaçlar­dan oluşan kemoterapi,
Ğrostat ve göğüs kanseri gibi duyarlı tiplerin tedavisinde kullanılan hormon tedavisi,
Kanser hücreleri­nin tespiti ve öldürülme­si için vücudun defans sistemi­ni uyarmak amacıyla bağışıklık sistemi­nin doğal yollar­dan ürettiği maddeler kullanılan immünoterapi,
akupunktur,
aromaterapi,
meditasyon,
ve homeopati gibi destekleyici tedaviler­ kullanılmaktadır.

YEŞİL ÇAYIN FAYDALARI



Hem sağlığınız hem güzelliğiniz için
Yeşil çay mucizesi
Sadece sağlıklı bir içecek değil, aynı zamanda güzellik konusunda da haklı bir ünü var. İnce ve formda, sağlıklı bir beden, pırıl pırıl bir ten ve canlı dinamik ruh hali için herkesi yeşil çayın nimetlerinden daha fazla yararlanmaya davet ediyoruz.


ÇAY CİLDİ GENÇ TUTAR
Yeşil çay mucizesini teninize taşımak için kendi yaptığınız bu pratik maskelerden de yararlanabilirsiniz. Temizleyici tonik1 çay kaşığı yeşil çayın üzerine 10 ml. kaynamış su koyun 5 dakika demlendirin. Soğumaya bırakın. Sonra cildinizi bununla temizleyin. Daha sonra çayın içine batırılmış pamukla cildinizi silin. Bu cildinizin koruyucu tabakasını düzenler, cildi parlatır.
Göğüsleri sıkılaştırıyor
4 kaşık süzme yoğurt ve 2 yemek kaşığı yeşil çayı karıştırın. Karışımı göğüslerinizin üzerine sürün, 10 dakika bekletin ve sonra yıkayın. Ardından da cildinizi yine bitkisel kökenli - adaçayı ve kekik yağı gibi cildi sıkılaştırıcı bir yağ ile nemlendirin. Böylece hem cildinizin nem ve yağ dengesini düzenleyecek hem de göğüslerinizin sıkılığını artıracaksınız

Yeşil çay niye bu kadar faydalı?
Aslında yeşil çay siyah çayla (Camellia sinensis) aynı bitkiden elde ediliyor. Siyah çay oksidasyona maruz kalıyor ve bu da antioksidan özellikteki maddenin yapısının bozulmasına neden oluyor. Fakat yeşil çay ve siyah çayın kafein miktarı aynı.kaynak:netten alıntı


Sağlıklı yaşam için son trend: NAR SUYU



Narın en önemli özelliklerinden biri de genel damar sağlığını, özellikle de kalbi koruması. Narın, damar tıkanıklıklarını % 44 oranında gerilettiğini söyleyen Dr. Ayça Elem Kaya, “Narın, ‘ACE’ denilen enzimi engelleyerek tansiyon düşürücü etkisinin de olduğu ortaya konmuştur. 1 bardak nar suyunun, 2 kadeh kırmızı şaraba, 10 bardak yeşil çaya ve 4 bardak kızılcık suyuna eşdeğer antioksidan madde içerdiği görülmüştür. Bu bağlamda, günlük bir bardak nar suyu tüketmenin koruyucu etkisinin olduğu söylenebilir” diyor.

Narın adeta bir ‘ilaç’ olduğunu söyleyen uzmanlar
, bu ‘doğal antibiyotik’in sofralardan eksik edilmemesi gerektiğini vurguluyorlar. Anadolu Üniversitesi Tıbbi ve Aromatik Bitki ve İlaç Araştırma Merkezi (TBAM) kurucusu ve eski müdürü, Eczacılık Fakültesi Farmakognozi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hüsnü Can Başer, nar suyunun özellikle damar sertliğine karşı güçlü etkisinin olduğunun bilimsel çalışmalarla gösterildiğini söylüyor: “Nar tanelerinden ziyade, tüm meyveden üretilen nar suyunun kırmızı şarap ve yeşil çaya nazaran üç kat daha güçlü antioksidan etkiye sahip olduğu bulundu. Meyve kabuğu alkaloit, tanen ve glikozitler içerir. İshal kesici ve kurt düşürücü özelliği vardır. Kanlı ishalde kullanılır. Meyve kabuğu ekstresinin güçlü virüs ve mikrop öldürücü özelliği de var. Cilt üzerinde enfeksiyon ve yara iyileştirici etki de gösterir. Meyve kabuğu tanenlerinin antioksidan ve anti-tümör etkileri de biliniyor.”

“Yapılan araştırmalara göre narda, serbest radikallere karşı güçlü etkisi olan çeşitli vitaminler, mineraller, enzimler, antioksidanlar var. Serbest radikallerle en iyi mücadele yolu bu antioksidanları tanımak ve dışarıdan doğru besinleri seçerek bunların etkinliğini en üst düzeyde tutmaktır. Bugün için bilinen en güçlü antioksidanlar; C ve E vitaminleri, glutatyon, lutein, N-Acetylcystein, keratonoidler, flavonoidler, koenzim Q-10, alfa lipoik asit ve selenyumdur. Nar suyu da doğal antioksidanlardan biridir.”

Narın yararlarıyla ilgili pek çok bilimsel çalışmanın olduğunu söyleyen bilim adamları, özellikle de enfeksiyon hastalıkları açısından risk altında olduğumuz bu kış aylarında bol bol nar tüketmeyi öneriyorlar.
Narın, C vitamini deposu olduğunu söyleyen Acıbadem Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Şengül Sangu, diğer faydalarına ilişkin şunları söylüyor: “Nar, Türkiye’de Batı ve Güneydoğu Anadolu’da yetişen, haziran ve temmuz aylarında kırmızı renkli çiçeklerle açan, portakal büyüklüğünde, önceleri yeşil, olgunlukta kırmızımsı renkte, derimsi kabuklu, çok tohumlu ve etli bir meyvedir. Nar meyvesini yemek her ne kadar zor ve zahmetli olsa da vücudumuza birçok faydaları bulunur. Narda, kansere karşı koruyucu antioksidanlar bulunur. Antioksidanlar, oksitlenmeyi önleyici maddelerdir. Kendilerini feda ederek hücrelerimizi oksitlenmekten korurlar. Bunu, vücudumuzdaki bazı enzimleri arttırıp savunma mekanizmamızı daha da güçlendirerek yaparlar.
Nar suyundaki antioksidan miktarı, kırmızı şarap, yeşil çay, kızılcık ve portakal suyuna göre 3 kat daha fazla. Nar ayrıca diğer bir antioksidan vitamin olan C vitamini yönünden de zengindir. Vücudumuz için önemli mineraller olan demir ve potasyum içeriğine sahip bir meyvedir. Narın mikro besin içeriğine bağlı, vücudu ve kalbi kuvvetlendirme, ishali kesme, şerit düşürme, burun poliplerine faydalı olma gibi yararları bulunduğu bazı çalışmalarla ortaya konulmuştur.” kaynak:tempodergisi.com


RAHİM AĞZI KANSERİ OLMAKTAN AŞIYLA KURTULA BLİRSİNİZ



Dünyada kadınların korkulu ruyası olan ve kadın ölümleri arasında meme kanserinden sonra gelen ikinci kanser türü olan Rahim ağzı Kanseri için tüm dünyanın beklediği çözüm nihayet bulundu.Dünyada yaklaşık olarak

Her yıl 240 bin kadının ölümüne yol açan rahim ağzı kanserini önleyen aşı, FDA tarafından onaylandı. Yeni aşı, rahim ağzı kanserini, HPV tip 6, 11, 16 ve 18’in neden olduğu kanser öncesi düşük dereceli lezyonları ve genital siğilleri önlüyor
Sebebi: cinsel yönden aktif olan kadınlar HPV virüsünü cinsel yolla kapmaları.
Uygulama şekli ise 15 yaşında itibaren yılda 3 doz şeklinde olacak.
Rahim ağzı kanserininin başlıca nedenleri ; fazla sayıda yapılan doğumlar, Cinsel hayatın aktif hale gelmesi, sigara kullanımı ve bazı durumlarda ise sosyo ekonomik hayatın kötü olması. HPV virüsü genellikle cinsel ilişkiyle bulaşan bir hastalık ama bazı dış etkenler de HPV virüsüne neden olabilmekte.Yapılan araştırmalar sonucunda HPV virüsünün ile ilgili istatistikler şu şekilde açıklamıştır.

- Cinsel açıdan aktif erkeklerin ve kadınların yaşam boyu HPV infeksiyonuna yakalanma riski en az % 50’dir

.-50 yaşına kadar, kadınların en az % 80’i edinsel genital HPV infeksiyonuna yakalanır.
kaynak:netten alıntıdır

PROF.DR.ERKAN TOPUZ'DAN KANSERDEN KORUNMANIN ÖNERİLERİ



PROF.DR.ERKAN TOPUZ'DAN ÇARPICI BİLGİLER VE UYARILAR

ŞEKER KANSERIN EN SEVDİĞİ GIDADIR Dunya kansere canak tutuyor. Yani hepimizin kanser olmasi icin dunya ugrasiyor. Amerika dahil.
-Amerika'da kolaya, japon yemeklerine bile şeker koyuyorlar. çünkü şeker şişmanlatıyor, doyurucu oluyor. Bu da obeziteye sebep oluyor. Obezite demek kanser demek. şeker demek, kanserin en sevdigi gida demek. Yani Amerika'li vatandasini korumuyor. Rahatina bakiyor. Millete ucuz beslenmeyi ve fastfoodu dayatiyor. Onun icin birinci sebep korunmak.
-Beyaz un, beyaz şeker ve tuzdan kaçınmak gerek. Tuzu kaya tuzu olarak çok az miktarda tercih etmeliyiz.
-Hiç bir ürünü devamlı olarak kullanmayınız. Mesela sulari 3 ayda bir değiştiriniz. Ne olursa olsun hepsinde ufak bir karışım vardir. Kronik olarak aldığınız bir şey uzun sürede kanser yapar. Kaynatmakla alakası yok. Daglardan tepelerden gelirken bu bitkisel ilaçların içine karışması olayı doğrudan doğruya farklı bir konuma getiriyor.
-Esmer ekmeğin kabuğunu yeyin. Kabuğunda kanserden koruyan bir madde bulunur.
-Kuşkonmaz, fesleğen çok büyük şifadir. Feslegeni salatalariniza atın, büyük miktarda C vitamini vardir.
-Rezeneyi bol bol tüketin. Rezeneyle beraber, taze zencefil, nane ve bir elmayı birleştirip kati meyva sıkacağından çıkarıp yemeklerden önce bir iki çorba kaşığı içerseniz sizi miğde kanseri, ulser ve gastritten korur.
-Kemoterapi ve radyoterapi görenler, kaynar suyun içine bir kahve kaşığı kuru zencefil, papatya ve bir dilim limon koyup gunde 3 kupa tüketebilir. Bu karışım, ağız yarasına mani oluyor, radyoterapinin meydana getirdigi bazi yanmalara mani oluyor, kemoterapinin meydana getirdigi bulantiyi azaltir.
-Cemenin, tümör hücrelerini kücülttüğü görülmüştür. Aynı zamanda domates salçası, sarımsak, arnavut biberi (aci seviliyorsa) ve mesela tarhun gibi mucizevi bitkiler çektirilip bir dilim her gün ekmeğin üzerine sürerse kanserden kendisini korumuş olur bir ölçüde.
-Kansere yakalanmadan evvel süt içmekte hiç bir mahsur yok. Ama kansere yakalandığında insanlar aşırı miktarda sütlü gıdalar almamalı.
-Ailesinde meme kanseri olmasa bile 7-8 kadindan biri zaten bu hastaliga yakalaniyor. Meme kanserinden korunmak icin ve herhangi bir sekilde memede fibrokist ya da baska kist varsa keten tohumunu eksik etmeyecek, soya yagi, E vitamini, selenyumunu alacak (doktora danisarak almali) Ailede meme kanseri varsa kesinlikle hormonal ilac almayacak.
-Kolon kanserleri: Kabızlık kesinlikle çekmemeli. Bu tür hastalar havuc, ananastan büyük fayda görürler. Bu kisilere dogrudan meyva suyunu tavsiye etmiyorum. Direk meyvayi posali tuketmeliler. Kırmızı etten kaçmalı, tuzlu ve bekletilmiş etler, sucuk, salam, sosis gibi yiyeceklerden ve fastfooddan kaçmalı.
-Normal pamuk kanserojendir. Ama dogal pamukta arpa bugday, fasulye, soya, mercimekleri cillendirsinler ve salatalarina katsinlar. Bu filizler kanserden korur ve bağışıklık sistemini güçlendirir.
-Biberiye meme ve diğer kanser türlerinde çok büyük şifadır, depresyona da iyi gelir.Balkonunuza ekin, yasini salatalariniza atin, kurusunun da cayini yapin. Arnavut biberi cok sifalidir. Karahindiba, kuzukulagi, tere gibi bir cok faydali bitkiyi balkonlarda yetistirebilirsiniz .-Keten tohumu tane olarak alip, kucuk bir kahve veya karabiber ögütücüsünde ögütüp her gün bir çorba kaşığı alınmalı. Ama her iki üc günde bir tazeleyin. çok sifali. meme ve kolon prostat kanserinde ozellikle. Icinde onemli yaglar var. Ancak soya yagi ile keten tohumu meme kanserine yakalananlarda
YASAK.-Zeytin başlı başına bir şifadir. Ama dikkat edin benzin veye yağ üreten fabrikalardan teneke aliyor ve içlerinde zeytinyaği yapıyorlar. Bu çok tehlikeli ve kanserojen. Belli bir markayi ya da bildiğiniz yerden alınız. Bunlara bir de boya katiyorlar.
-Rahim ağzı kanserinden korunmanın başında havuc gelir. Kırmızı olan yiyecekler çok önemlidir. kırmızı olan herşeyin rahim kanserinde çok büyük bir etkisi vardir.
Dulavratotu, civanperçemi çayı miyom olusmasini yavaşlatir. Her kadın yılda bir kez simir testi yaptırmalı.
-Sakın sıcak ya da kaynar suyla ya da meyva susuyla veya susuz bir şekilde hap yutmaya kalkışmayın. Mutlaka suyla için. Çünkü bunlar yemek borusuna takılı kalıyor, bir süre sonra ulser meydana getiriyor. Kronik ulser de zamanla kanser meydana getiriyor. Bu basit bir uyari ama binlerce insanın hayatını kurtarır.
-Zerdacal, Tanrı'nın bir mucizesidir. Günde 2-3 çorba kaşığı alabilmeliler. Bir tavuk çorbası yapıp içine koyup ailecek yesinler mesela. Bunu bir baharat olarak kabul etsinler
-Elma ve soğan da çok önemlidir. Mutlaka yenilmesi lazım.
kaynak:seda sayan


PROF.DR. ERKAN TOPUZ KANSERE KARŞI NELER YAPILACAĞINI AÇIKLIYOR



Prof.Dr Erkan Topuz kansere karşı ölümsüzlük mantarını anlatıyor

MANTARLARIN KRALI Mantarın şapkası ve sapından elde edilir.Mantarların kralı veya dans eden mantar olarak adlandırılır.Asya ,Avrupa ve Kuzey Amerika’da ılıman bölge ormanlarında yetişir.Günümüze kadar yapılan araştırmalarda,maitake mantarının özellikle T hücrelerini,makrofajları harekete geçirerek vücudun doğal bağışıklığını öne çıkarabilmektedir.
*Maitekenin fraksiyonları akciğer,kolon,karaciğer ,prostat,beyin tümörlerinde büyümeyi yavaşlatan bir potansiyel olarak görülüyor.
*Diabet,kolesterol,hipertansiyon,immun sistem uyarıcısı olarak ve kilo kaybına karşı kullanımı önerilmektedir.
*Kanserden korunmada,kanser tedavisinde destek olarak ve kanser kemoterapisinin yan etkilerini azaltmada kullanılabilir.internetten maitake mantarını search edin daha bir sürü yararı var.90lık kapsülünü yapmıslar eczanelerde satıyolar,ineternette arama motorlarında maitake diye arattıırıp diger ozelliklerie bakın
ÖLÜMSÜZLÜK MANTARI Japonya'da Japon Sağlık Bakanlığı'nın kanserin tek bitkisel ilacı olarak kabul ettiği "Tanrının Bitkisi" Çinde gençlik pınarının, uzun yaşamın kaynağı olarak kabul edilen "Ölümsüzlük Mantarı” Anti-aging, antioksidan, anti-allerjik, anti-hipertansif, anti-diyabetik özellikleri vardır. Bağışıklılık sistemi güçlendiricisidir. Karaciğer koruyucusu ve sinir toniği olarak kullanımları vardır. Linghzi kelimesi Çince'de manevi gücün bitkisi anlamına gelmekle birlikte ölümsüzlük mantarı olarak ün yapmıştır.Latince adı Ganoderma lucidum olan mantar Japonya'da Reishi olarak bilinir.İnsan sağlığına olan sayısız faydalarından ve bugüne kadar herhangi bir yan etkisi görülmediğinden, Doğu'da şifalı bitkiler arasında ün yapmıştır. Linghzi'yi bu kadar ünlü yapan uzun yaşamın sırrını vaat etmesi ve anti-kanser özelliğidir.Astımlı bireylerde öksürük ve diğer solunum şikayetlerinde, bronşitin önlenmesinde,kardiyovasküler tedavide, yüksek trigliserit ve kan basıncı tedavisinde, karaciğer hastalıklarının tedavisinde, alerjilerde, HIV tedavisinde, radyoterapi ve kemoterapinin yan etkisinin azaltılması ya da elimine edilmesinde faydalıdır.
Kullanım Önerisi : Günde 2 defa 1’er kapsül, yemeklerden sonra.eczanlerde satıyorlar‘
LENTİNAN İÇERİĞİ SAYESİNDE KANSER DÜŞMANI' Asyada ormanlarda büyüyen veya kültürde yetişebilen, yemekleri yapılabilen bir mantar türüdür.Mantar içinde bulunan lentinon sayesinde bağışıklık sistemini kuvvetlendirerek kanser ve AİDS'in yayılımını interferon oluşturarak engellediğinden, kullanımı tavsiye edilir. Shiitakenin içerdiği lentininin kanser tedavisinde yan etkileri azalttığı ileri sürülür.Yüksek kolesterolde, bağışıklık sistem uyarıcısı olarak ve enfeksiyonlarda destek tedavidir. Kanserden korunmada, kanser tedavisinde ve kanser kemoterapisinin yan etkilerini azaltmada beslenme desteği olarak etkili olabilecek bir üründür.Yayımlanan makalelerde özellikle mide kanserinde,kolon kanserinde ve prostat kanserinde lentininin, sağkalım ve bağışıklığa önemli katkıları olduğu gösterilmiştir. Kullanım Önerisi: Günde 2 defa 1'er kapsül, yemeklerden sonra.Yeni Bir Bitkisel Keşif Daha ,boswellia Serrata Yani Akgünlük Ağaci.zayiflamak Için Süper Bir Doğal Yöntem Kesfettim.vücüttaki ödemi 3 Gün Icinde Sifira Indiriyor.sonrada Yaglari Yakiyor.sanirim Eczanelerde Bir Amerikadan Firmasi Tarafinda Ithal Edilmis.bitkinin Latince Adi "boswellia Serrata" Firmanin Adini
KAYNAK:netten


PROF DR ERKAN TOPUZ



Kanserle ilgili önemli bilgiler veren Prof. Dr. Erkan Topuz, bir çok bitki, sebze , meyve gibi besinler , içecekler hakkında da önemli açıklamalar yapan Topuz. Özellikle yemeklerde fındıkyağı, kanola yağı ve zeytinyağının kullanılmasını tavsiye etti.
Zencefil’in üst solunum yolları ve midedeki gastrit için çok önemli olduğunun altını çizen Erkan Topuz, taze zencefil, papatya, bal ve bir dilim limon kabuğundan yapılacak çayın günde 2-3 kupa içilmesini önerdi.
Zerdaçal’ın da vücut için çok faydalı olduğunu anlatan Erkan Topuz yemeklere, çorbalara, pilavlara konulmasını tavsiye etti.
Keten tohumunu da yemeklere ve çorbalara koyarak tüketilmesini öneren Topuz açıklamalarını sürdürdü.
Kırmızı turp, tere, lahana, karnabahar, soğan, sarımsak gibi bitkilerin yararlarını anlattı ve ekledi; evlerde kullanılan hazır salçalar yerine mevsiminde çıkan domateslerden ev yapımı salçalar kullanılmasını önerdi.
Meyve ve sebzelerin üzerlerindeki ilaçlardan arınması için elma sirkesi ile yıkanmasını öneren Topuz, tezgahlarda parlak görünen bir takım gıdaların parlatılmasında mum kullanıldığını söyledi ve elma sirkesi ile ovulması gerektiğini anlattı.
Yoğurt konusunda da önemli bilgiler veren Erkan Topuz, ev yapımı yoğurdun günde yarım litre tüketilmesini tavsiye etti.
Topuz, günlük sütle yapılmasını salık verdiği yoğurdun ilk mayasının da probiyotik yoğurtla yapılmasını önerdi.
Havuçun da çok önemli bir gıda olduğunu söyleyen Prof. Dr. Erkan topuz, özellikle sebze ve meyvelerin kendi mevsiminde yenilmesi gerektiğini de vurguladı.
Tuzsuz, işlenmemiş ayçekirdeğinin her gün bir avuç yenmesinin sağlıklı olduğunu ve içinde omega 3 bulunduğunu belirten Erkan Topuz, cevizin de omega 3 açısından önemli bir yemiş olduğunu, günde bir avuç yenmesi gerektiğini söyledi ve kabuklu yemişlerin açık değil kabuklu haliyle satın alınmasını önerdi...
kaynak:esraceyhan

GÖĞÜS KANSERİ



GÖĞÜS KANSERİNİN NEDENLERİ VE GÖRÜLME SIKLIĞI
-En sık görülen tipi süt kanallarında başlayan ductal carsinom dur.
-Diğer bir tipide lobuler carsinom dur.
-Göğüs kanserinin birçok tipi için sebep bilinmemektedir.
-Gögüs kanserinin ailevi tipinden yani genetik olabilmektedir
-Şişmanlık, erken menarş ve çocuk doğurmamış veya geç doğurmuş olmak riski arttırmaktadır.
-Erkeklerde de kadınlar kadar sık olmasa bile görülme olasılığı vardır.
-İstatistiklere göre her 8-9 kadından birinde hayatının herhangi bir döneminde göğüs kanseri gelişmektedir.
-30 yaşından sonra risk artmaktadır.
-Göğüs kanseri teşhis edilen kadınların ortalama yaşı 60 dır.
Risk faktörler:

*Annesinde veya kardeşinde göğüs kanseri olanlar
*Yumurtalık kanseri,kalın barsak kanseri,uterus kanserleri
*Erken Menarş (12 yaşından önce adet kanamasının başlaması)
*Geç Menapoz (55 yaşından sonra)
*30 yaşından sonra hamile kalmak veya hiç hamile kalmamak
*Radyasyona maruz kalmak
*Postmenapozal östrojen tedavisi ve doğum kontrol hapı kullanımı (Yapılan son çalışmalar böyle bir riski doğrulamamaktadır.)
*Bazı çalışmalar göğüs kanserinin bazı tiplerinde diyetin etkili olduğunu göstermiştir.Çok yağlı yiyen bayanlarda daha sık görülmektedir.Yaşlı ve şişmanlarda görülme olasılığı artmaktadır.Bazı bilim adamları az yağlı, dengeli ve sebze-meyve ağırlıklı diyetin ve kilonun korumasının riski azalttığını öne sürmektedirler.
*Alkol kullanmak ta riski arttırmaktadır.
BELİRTİLERİ VE TEŞHİS
- Kendi kendine göğüs muayenesi ile göğüste görülen kitle ve şekil değişikliği(genellikle ağrılı, sert ve sınırları belirsiz bir kitle)
-Koltuk altında kitle
-Anormal Meme başı akıntısı.Genellikle kanlı veya kirli sarı akıntı.İltihap benzeri akıntı. - Göğüste meme başı ve areola civarında renk değişikliği ve ciltte çekilmeler. -Meme başında şekil değişikliği, çekilmeler
-Sadece bir göğüste rahatsızlık
-Sadece bir göğüste büyüme
-Kemik Ağrıları - Kilo Kaybı -Kolda şişlik -Göğüs ağrısı
Belirtiler ve tetkikler: Doktor tarafından hastanın kendi kendine yaptığı meme muayenesindeki bulgular değerlendirilerek iyi huylu-kötü huylu kitle ayrımı için ön fikir alınır.
• Mammografi kitlenin tanımlanmasında yardımcıdır.
• Termografi kitlenin tanımlanmasında yardımcı olabilir.
• Meme başı aspirasyon materyali veya kitle biyopsisi kistik veya solid kitleyi, ayırt etmede yardımcı olabilir.
• Kitlenin bir kısmı alınarak yapılan cerrahi biopsi tanı da yaralıdır.
Evreleme:
1. Tümör çapı 2cm den az, nodül yok, uzak metastaz yok 2. Tümör çapı 5cm den az, nodül fixe değil, uzak metastaz yok 3. Tümör çapı 5cm den büyük, cilt veya göğüs duvarına yapışıktır.Supra klavikular nodüller vardır, uzak metastaz yok 4. Uzak metastaz oluşmuştur. Bunlardan başka CEA (carcinoembryonic antigen) testi ve göğüs rontgeni gibi araştırmalar gerekebilir.
Tedavi:

• Lokal Tedavi:Lumpektomi.mastektomi parsiyel, total veya koltuk altı lenflerini de içeren radikal) ve radyasyon tedavisi direk olarak tümoer yönelik tedavilerdir.
• Sistemik Tedavi:Kemoterapi ve Hormon tedavisi Hastaların çoğunda cerrahi tedavi, radyasyon tedavisi,kemoterapi ve/veya hormon tedavisi kombinasyonu uygulanır.Genellikle iyileşebilir meme kanserlerinde aksiller diseksiyon ile birlikte parsiyel mastektomi ve radyasyon tedavisi en çok önerilen tedavidir.
kaynak:bayan.us


AHMET MARANKİ



KOZMİK BİLİM UZMANI AHMET MARANKİ
Tabiatta her meyve sebze insan organlarına benzemektedir ve şifa vermektedir yeterki nasıl kullanılacağını bilmek gerekir diyen maranki açıklamalarını sürdürdü... Herkesin iyi düşünce gücüne sahip olması gerektiğini aksi taktirde sürekli mutsuz olacaklarını belirti ,sürekli hastayım diyen birinin asla hastalıktan kurtulmayacağını adeta hastalığı çağıracağını söyleyen maranki cevizin bademin ve fındığın yaşanttımızda çok önemli oldunu ve herkesin günde birer avuç fındık ,badem ve ceviz yemelerini önerdi
Ceviz;İnsan beynine benzer dolayısıyla unutkanlığı azaltır,hafızayı güçlendirir beyni çalıştırır.Ayrıca toite çok iyi gelir. Cevizi kabuklu alın böylelikle sağlıklı ceviz yersiniz ayrıca cevizin kabukları atmayın.
Saçlarınızın dökülmemesini ve beyazlarınızın kapanmasını istiyorsanız.10 adet ceviz kabuğunu 1litre suda 15 dakika kaynatın, ve saçlarınızı kaynattığınız ceviz suyuyla 3 hafta boyunca yıkayın.saçlarınızın güçlendiğini ve renginin değiştiğini göreceksiniz.
Patatesin :Mideye benzediğini bu nedenle mide sorunu olanların( reflü mide yanması)patasesin ve lahananın suyunu içmelerini önerdi.Zencefil:İnsan vücuduna benserve çok faydalıdır kesinlikle tüketilmelidir.
Mısır;Çok faydalır cildi güzelleştirir,dışı bedene taneleri tenedeki lekelere benzediği için vitiligo(ala )hastalığına çok iyi geilr dedi
...
Kişniş:özellikle af ,behçet hastalığına çeşitli oluşan ağız yaralarına çok faydalıdır diyen maranki ekledi;bir miktar kişnişi havanda dövdükten sonra 1 bardak kaynar suyun içine atın ve 10 dkk beklettikten sonra için 1 hafta tekraralayın kesinlikle yaralarınızdan kurtulacaksınız
... Sarıkantoron:Uykusuzluğa,defresif rahatsızlığa sinir sistemine karşı çok faydalıdır.Depresyondan kurtarır.
kaynak:
HERTELDEN

PROF DR OSMAN MÜFTÜOĞLU



Kanser Sa vaşçısı 10 Besin
BROKOLİ: Kansere karşı koruyucu olduğu belirlenen sulforaphane, beta-karoten ve indole-carbinol ile etkin bir koruma sağlıyor.
DOMATES: İçerdiği ‘‘likopen’’ maddesinin prostat kanserini önleyebildiği, meme ve rahim ağzı kanserleri için koruyucu olduğu belirtiliyor.
ISPANAK: İhtiva ettiği ‘‘gluthation’’ çok güçlü bir antioksidandır.
PORTAKAL: Bir C vitamini ve bioflavinoid deposudur.
SARIMSAK: Aktif ‘‘allicin’’ maddesi ile bağışıklığı güçlendiriyor.
ELMA: Pektin isimli eriyebilir lif ve Elagic Acid en etken maddeler. Kırmızı elmada likopen de var.
SOYA: Soyadaki ‘‘genistein’’ etkili bir kanser koruyucudur.
HAVUÇ: Bol miktarda beta-karoten ve lif ihtiva eder.
ACI-KIRMIZI BİBER: Çok faydalı bir madde ‘‘capsaicinden’’ zengindir.
YEŞİL ÇAY: Koruyucu ve yararlı bir ‘‘bioflavinoid’’ ihtiva ediyor.(Men's Health'den yararlanılmıştır)
KAYNAK.netten

AHMET MARANKİ KANSERDEN KORUNMANIN YOLLARI



Prof. Dr.Ahmet Maranki çağımızın hastalığı kanserden korunmanın yolların açıkladı.
Kanserden Korunmak için ve Sağlıklı Yaşamak için Marankiden Öneriler
-Öncelikle konsantire yiyecek ve içeceklerden uzak durmalıyız
-salam sosis gibi şarküteri ürünleri tüketmeyin.
-Hibrit tohumu.yla üretilmiş sebze ve meyvelerden uzak durun,Mevsiminde yetişen ürünler tüketin.
-Beyaz ekmet tüketiminden sakının bunun yerine kepek ekmeği buğday ekmeği yada halk ekmeği tüketin
-Tavuk ve et alırken dikatli olun şişirilmiş olanlardan sakının tanınmış markaları terçih edin.-Oğlak eti keçi peyniri sütü terçih edin keçinin kılından bile zarar gelmez.
-Kızartmalardan ve fasfood yiyeceklerinden uzaklaşın.
-Kefir tükedin keçi sütünden yapıldığı için çok sağıklıdır,
Daha sonra ise kesinlikle bu yiyecekleri evimizde bulundurmalıyız...
Defne yaprağı ,ısırgan otu,ada çayı,yeşil çay,zencefil,zeytin,incir,brokoli,soya fasülyesi,kefir,zeytin yağı,sarı kantaron,kimyon,kapari kaparinin kanser hastaları için çok önemli olduğunu belirten maranki kanser hastaralı için tronbositin çok önemli olduğunu ve kaparininde mükemmel bir tronbosit oluşumunda etkili olduğunu açıkladı...

maranki.com

ELİF GÜVENOĞLU KANSERDEN KORUNMAK İÇİN BİTKİ ÇAYI



Elif Güvenoğlu günüzün en sık rastlanılan hastalığı olan kanserden korunmak için şifalı bitkilerden hazırladığı çayın tarifini açıkladı...
Kansrden korunmak için çay
-Kekik
-Yeşil çayı
-Isırgan yaprağı

-Böğürtlen yaprağı
-Ebegümeci yaprağı
Hazırlanışı: İçmek istediğiniz kadar sıcak suyun içersine kekik,ısırgan yaprakları ,ebegümeci yapraklarını ve bögürtlen yapraklarından eşit miktarda koyun yeşil çayı biraz daha fazla koyun ve 10 dakika kaynatmadan demlendirin. Daha sonra için.
elifgüvenoğlu


Kansere ''Papaya Meyvesi iyi geliyor''



Günümüzde insanların korkulu hastalığı olarak bilinen ve ne yazıkki çaresinin çok fazla bulunmadığı ölümcül hastalık kanser için çok etkili olduğu japon ve amerikalı profösörlerin araştırmaları sonucunda ortaya çıkan Papaya meyvesi son günlerde sık sık adını duyurmaya başladı.Özellikle rahim ,meme akciğer ,karaciğer ve Pankreas kanseri hücrelerinin büyümesini yavaşlattığını ispatladı.Papaya meyvesinin yaprağıda kanser hücrelerinin büyümsini yavaşlatıyor.Üstelik 24 saat içerisinde kanser hücrelerine etki ettiği belirtilmektedir...



Güneş yanığı, kansere sebep olabilir

on 3 Haziran 2008 Salı

Her yıl tedbirsiz güneşlenme sebebiyle birçok ölüm vakaları ile karşılaşılıyor. Güneş yanığı belirtileri kısa vadede kendini göstermese de uzun vadede güneş lekelerine, katarakta, ciltte yaşlanmaya, cilt kanserlerine ve kırışıklıklara sebep olabiliyor.

Uzmanların belirttiğine göre, güneş yanığı, çok fazla güneşe maruz kalındığında veya ultraviole ışık kaynağından etkilenildiğinde, vücuda rengini veren ve ışığa karşı cildi koruyucu özellikte olan 'melalin' maddesinin bu koruyucu özelliğini zamanla kaybetmesiyle ortaya çıkıyor.

Güneş yanıkları, hassas ciltliler için korkutucu boyutlara ulaşabiliyor. Güneşten çok daha kolay etkilenebiliyorlar ve oluşan yanıkların iyileşme süreci esmer tenlilere göre daha uzun süre alıyor. Çok hassas bir cilde sahip kişiler öğlen güneşinde 15 dakika kalabilirlerken esmer tenliler ise dakikalarca güneşlenebilirler. Ancak korunmak her iki cilt tipi için da şart.

Uzmanlar, güneş yanığı belirtileri kısa vadede kendini göstermese de uzun vadede güneş lekeleri, katarakt, ciltte yaşlanma, cilt kanserleri ve kırışıklıklar meydana gelebildiğine dikkat çekiyor. Güneş yanığının belirtilerinin kızarıklık ile başladığını, daha sonra su toplamalar ve deride soyulmalar oluştuğunu ifade eden uzmanlar, "Ancak, uzun süreli kontrolsüz güneşlenme, kan damarlarına bile zarar verebiliyor" diye uyarıyorlar.

Uzmanlar, işi gereği güneşe çok maruz kalanlara ise şu önerilerde bulunuyor:

"Düzenli olarak cilt bakımı yaptırın. Doğum lekelerinizi sık sık kontrol ettirin. Doğum izlerinizde renk ve boyut değişiklikleri tehlikeli bir durumun sinyalleri olabilir. Güneşe çıkarken koruyuculuk özelliği en az 15'in üzerinde olan kremler sürün. Bol bol sıvı alın. Güneşten koruyucu giysiler, ultraviole filtreli gözlükler kullanın."

Güneş yanığına karşı soğuk duş almanın ve soğuk kompres uygulamanın yararlı olabileceğini kaydeden uzmanlar, "Eğer cildiniz su topladı ise vücudunuzda açık yara bırakmayın, üzerini steril bandaj yardımı ile kapatın. Hekim önermedikçe Benzokain içeren ilaçlar kullanmayın. Eğer baş dönmesi, yanık bölgesinde çok fazla acı ve yüksek ateş varsa, su dolu kabarcıklar oluşmuşsa mutlaka bir hekime başvurun" diyorlar.

Türkiye'nin ürperten kanser haritası

Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi ile Ankara İl Sağlık Müdürlüğü Kanser Kayıt, İstatistik ve Eğitim Birimi'nin ortaklaşa gerçekleştirdiği kanser araştırması Türkiye'deki kanser vakalarına ilişkin çarpıcı gerçekleri su yüzüne çıkardı.

Araştırmaya göre 1999 yılında sekiz bin 879 olan kanserli sayısı 2003 yılında üç bin 893 artarak 12 bin 772'ye yükseldi. Erkeklerde en çok akciğer, mide, mesane, prostat ve kolon, kadınlarda ise meme, over, mide, kolon ve akciğer kanseri görülüyor.

Ankara İl sağlık Müdürlüğü'nün yayın organı, "Sağlığın Başkenti" dergisinde yayınlanan araştırma sonuçlarına göre, 1999 yılında sekiz bin 879, 2000 yılında sekiz bin 613, 2001 yılında dokuz bin 054, 2002 yılında 10 bin 971 ve 2003 yılında 12 bin 772 kanserli hasta tespit edildi. 2003 yılında 'bildirimi yapılan' kanser vakalarının yaş ve cinsiyete göre istatistikleri şöyle:

"0-4 yaş: Erkek 102, Kadın: 85,Toplam: 187

5-9 yaş: Erkek 103, Kadın: 64, Toplam: 167

10-14 yaş: Erkek 83, Kadın: 70, Toplam: 153

15-19 yaş: Erkek 112, Kadın: 82, Toplam: 194

20-24 yaş: Erkek 181, Kadın: 114, Toplam: 295

25-29 yaş: Erkek 175, Kadın: 150, Toplam: 325

30-34 yaş: Erkek 203, Kadın: 267, Toplam: 470

35-39 yaş: Erkek 233, Kadın: 390, Toplam: 623

40-44 yaş: Erkek 443, Kadın: 531, Toplam: 974

45-49 yaş: Erkek 585, Kadın: 635, Toplam: 1220

50-54 yaş: Erkek 935, Kadın: 772, Toplam: 1707

55-59 yaş: Erkek 803, Kadın: 592, Toplam: 1395

60-64 yaş: Erkek 841, Kadın: 623, Toplam: 1464

65 ve üstü: Erkek İki bin 112, Kadın: Bin 436, Toplam: 3548

Genel toplam: Erkek Altı bin 911, Kadın: Beş bin 811, Toplam: 12 bin 772".

Ağız kanseri erkekleri tehdit ediyor

Ağız kanserlerinin çoğunluğunun 45 yaşın üzerinde ortaya çıktığı ve erkeklerde oluşma olasılığının kadınlara oranla iki kat fazla olduğu bildirildi.
Türk Dişhekimleri Birliği'nden (TDB) alınan bilgiye göre, ağız kanserlerinin oluştuğu bölgeler sıklıkla dil, ağız tabanı, dil köküne yakın yumuşak damak alanları, dudaklar ve dişetleri. Ağız kanserleri erken dönemde teşhis edilerek tedavi sağlanmazsa yayılarak sürekli ağrı, fonksiyon kaybı, tedavi sonrası düzeltilmesi mümkün olmayan yüz ve ağız deformiteleri, hatta ölümlere neden olabiliyor.
TDB, dişhekimine düzenli aralıklarla gidilmesinin ağız kanserlerinin erken dönemde tespit edilmesi açısından çok önemli olduğunun altını çizerek, "Ağız kanserlerinin kesin nedeni tam olarak bilinmez. Bununla beraber, tütün ürünleri, alkol ve besinlerdeki bazı maddeler ve fazla güneş ışığına maruz kalınması gibi faktörlerin ağız kanseri riskini arttırdığı öne sürülüyor. Uzmanlar genetik yatkınlığı da ağız kanserleri için risk faktörleri arasında gösteriyor" değerlendirmesini yaptı.
AĞIZ KANSERİNİN MUHTEMEL BELİRTİLERİ:
- Ağız içinde veya etrafında beyaz veya kırmızı renkli alanlar
- Ağız içinde hassas, tahriş olmuş, kabarık veya kalınlaşmış alanların olması
- Ağızda veya boğazda tekrarlayan kanamalar
- Seste boğukluk veya boğazda yutulamayan cisim hissi
- Çiğneme ve yutma güçlüğü
- Dil ve çene hareketlerinde zorlanma
- Dil veya ağızın diğer bölgelerinde his kaybı, uyuşukluk
- Alt veya üst çenede meydana gelen şişlikler ve bunun sonucu mevcut protez uyumunun bozulması
- Ağız kanseri lezyonları başlangıç döneminde ağrısızdır, kanser ilerleyerek sağlıklı ağız dokularında harabiyet oluşturdukça ağrı şikayeti de başlar. Kişinin kendinin ağız
kanserini farketmesi güç olabilir. Bu nedenle düzenli dişhekimine gidilmesi son derece önemlidir.