Kemikte başlayan tümörler nadirdir. Eğer kanserliyse, habis hücreler çoğu zaman vücudun başka bir yerindeki kanserden gelmişlerdir (metastaz yapmıştır.) Bunun istisnaları ilikte başlayan multipl meyelom ve osteosarkomdur.
Belirtiler
- Kemiğin yüzeyinde sert bir şişlik,
- Bu şişlikle birlikte ağrı,
- Kemik kırılmaları.
Osteosarkom birinci kemik kanserleri arasında en yaygın olanıdır. Bunların her ikisi de metastaz şeklindeki kemik kanserlerinden çok daha az görülür. Daha büyük sıklıkla, kemik tümörleri selimdir.
Teşhis
Röntgen yararlı olabilir, ancak kesin teşhis koymaya yetmeyebilir. Tümörün habis olup olmadığını anlamak için, laboratuvarda incelemek üzere küçük bir doku örneğinin alındığı kemik biyopsisi yapılabilir.
Selim tümörler nadir olarak sağlığı tehlikeye atar. Eğer tümör habis ya da vücudun başka bir bölgesinden yayılmışsa yaşamı tehdit edebilir.
Tedavi
Selim tümörlerin nadir olarak ameliyatla çıkartılması gerekir. Osteosarkom gibi bir kemik kanseri ameliyatla çıkartılır ve kanser ilaçları verilir. Bazen, kanser dokusu alınırken kol ya da bacak korunur ve daha sonra onarılır. Bu işlemi bir rehabilitasyon programı izler.
Vücutta yaygın sinir yangıları, zayıflık, felçler, dokularda şişme, ussal yetersizlikler ve sonuçta kalp yetmezliği ile kendini gösteren bir hastalık. Beslenmede B1 (tiamin) vitamininin yokluğuna bağlı bir hastalıktır.
Bu hastalık özellikle Japonya, Çin, Malaya, Fiji, Hindistan, Batı Afrika, Batı Avustralya ve Meksika körfezi gibi kabuksuz pirincin günlük beslenmede önemli bir yer aldığı yörelerde görülür. Labrador ve Newfoundland gibi beyaz buğday ununun bol kullanıldığı yerlerde de beriberiye rastlanır.
Beriberi hastalığında görülen sinir yetersizlikleri, güvercinlere kabuksuz pirinç verilerek deneysel yoldan da gerçekleştirilebilmiştir. Pirinç kabuğu ya da bundan elde edilen kristal şeklinde bir maddeden, günde 5 mg. kadar verilmesi, beriberi hastalığının iyileştirilmesine yol açar. Eskiden B vitamini olarak adlandırılmış olan bu suda eriyen maddeye, daha sonra, öbür B grubu vitaminlerden ayırabilmek amacıyla B1 adı verilmiştir. Bir süre aneurin olarak da adlandırılan bu bileşiğin, bugün en yaygın kullanılan adı tiamindir.
Beriberi hastalığında beyin dokusu, şekerin varlığı halinde, yavaş gelişen bir işlemle oksijenden yararlanmaktadır. Karbonhidratların oksitlenmesindeki bu ağırlığı tiamin hızlandırır. Tiamin bütün canlı hücrelerde bir miktar bulunur. Bu nedenle hemen hemen bütün besinlerde vardır. Yağda eriyemediğinden tereyağından hayvansal ya da bitkisel yağlardan elde edilemez. Değirmenlerde gerek buğdayın, gerekse pirincin öğütülmesi tiaminin büyük çapta kaybolmasına yol açmaktadır. Beyaz buğday unundan yapılmış olan ekmek yenilmesi, batı ülkelerinde bile zaman zaman beriberi vakalarının görülmesine yol açmaktadır. Yapay tiamin çok ucuzdur; bazı ülkelerde değirmenciler beyaz una bu maddeyi katmak zorundadırlar. Normal bir hayat yaşayan bir erişkinin günde 1.3 mg. kadar tiamin alması gerekir.
Beriberi hastalığı belli başlı üç şekilde görülür; Çocuk beriberisi, yaş beriberi, kuru beriberi.
Çocuk beriberisi: Genellikle yaşamın ilk yılında belirir. Bir ile dört ay arasındaki bebeklerde görülen ivegen türü yaygındır. Bebekte solunum güçlüğü, kalp atışının hızlanması, kusma, kan basıncının ve vücut sıcaklığının düşüklüğü dikkati çeker. Vücut kasılmaları, kalp yetmezliği, akciğerlerde kalp yetmezliğine bağlı sıvı birikimi ve bu nedenle solunum güçlüğü, dudaklarda ve dilde morarma, ses tellerinde felç görülebilir.
Yaş beriberi: Erişkinlerde görülür. Soshin beriberisi de denilir. Kan dolaşım hızı çoğalır ve toplardamarlarda dikkati çekecek kadar basınç yükselişi görülür. Bu basınç artışı, akciğerlere kan hücumuna yol açar. Atar ve toplardamarlar arasında bağlantı sağlayan damarların açılıp kapanmasını sağlayan kasların gevşemesi, kanın kısa devre yapmasına yol açar; bu kısa devre sonucunda düşen atardamar basıncını normale çevirmek için, kalp daha hızlı çalışmak zorunda kaldığından, bu aşırı çalışma kalpte yetersizliğe yol açabilir. Ancak bu açıklama, deri altında niçin sıvı biriktiğini cevaplayamamaktadır. Beriberi hastalığında bulunabilen protein eksikliğinin, bu belirtinin nedeni olabilmesi mümkündür. Vücuda yeterli protein girmeyince kandaki albümin (bir proteindir) azalır ve kanın osmotik basıncı bu nedenle düşerek, kan damarlarının uygun yerlerinden bir miktar kan serumu dışarı sızar.
Kuru beriberi: Merkezi sinir sisteminden uzakta bulunan sinirlerdeki yangılarla dikkati çeker. Önce kol ve bacaklarda başlayan belirtiler, daha sonra merkeze doğru ilerler. Baldır kaslarında hissizlik ve ağrılar, diz ve ayak bileği reflekslerinde zayıflama ve kaybolma, yürümeyi kısıtlayan bacak kası yetersizlikleri, ayak tabanında yanma hissi görülebilir. Diyaframın siniri olan frenik sinirin felci, bazen yapay solunum yaptırılmasını zorunlu kılar. Beyine duyuları ileten omurilik bölümünün yozlaşması ve göz sinirinin yangılanması da görülebilir.
Hastalıktan aşırı öğütülmemiş tahıl, özellikle pirinç yememek, bu tür bir beslenme zorunluysa buna tiamin katmakla korunulur. ivegen yaş beriberi tedavisi için, ağız ya da şırınga yoluyla günde 5-10 mg. tiamin verilir. Bazı araştırıcılar bu dozun on katını salık vermektedirler. Dokulardaki su hızla kaybolmaya ve durum iyileşmeye başlar.
Kuru beriberi hastalarına sadece tiamin değil bütün B vitaminlerini vermek gereklidir Çünkü bu hastalıkta diğer B grubu vitaminlerin de eksikliği söz konusudur. Sinir yangılarının iyileşmesi uzun sürer; bazı sinirlerde oluşmuş aşırı bozukluklar düzelmeyebilir. Bu hastalıkta sinir yetersizlikleri sonucu oluşan eklem bozukluklarını iyileştirmek için bazı durumlarda ortopedi uzmanlarına başvurulması gerekebilir.
Kalça eklemi ağırlığınızı taşıdığı için aşınma ve bozulmaya en sık uğrayan eklemlerdendir. Bu durum tıpta osteoartrit, günlük kullanımda kireçlenme olarak adlandırılır ve kalçanın en sık rastlanılan hastalığıdır. Tüm eklemlerde olduğu gibi kalça ekleminin hem topu hem de yuvası kıkırdakla kaplıdır. Bu kıkırdak yapı bu iki kemiğin birbiri üzerinde ağrısız ve minimal sürtünme ile kaymasını sağlar.
Bu kıkırdağın bozulması, aşınması ve yer yer kaybolmasına osteoartrit veya kireçlenme denir. Anlaşılacağı üzere dışarıdan bir kireç toplanması söz konusu değildir. Böyle bir durumda ilk belirtiler sabah kalkıldığında kasıkta ve uyluk ön-iç tatafında ağrı ve rahatsızlık hissidir. Ağrı aktiviteyle artar, istirahatle azalır. Bu belirtiler kalça hastalıklarının bir çoğunda olabilir.
Tedavi edilmeyen osteoartritler yıllar içinde ilerleyerek ağrısız yürümeyi imkansız hale getirir. Bu kadar ilerlediğinde eklem etrafında kemik dikenler gelişir. Bu sırada kıkırdak tamamen aşınmış, eklemde kemik kemiğe sürter hale gelmiştir. Kalça hareketi neredeyse tamamen ortadan kalkabilir. Bu durumda gittikçe adelelerde de zayıflık ve yetmezlik oluşur.
Ailelerde bir yatkınlık görülebilir. Fakat gelişimi ileri yaşlarda şişman, kaza sonucu kıkırdağı yaralanmış kişilerde daha sıklıkla görülür.
Tanı klinik muayene ile ve direkt röntgen tetkikleri ile konur. Doktorunuz durumunuza göre size bir tedevi önerecektir.
Tıbbi (cerrahi olmayan) tedavi
Osteoartritin erken devrelerinde iseniz cerrahi olmayan tedaviler hastalığınızın ilerlemesini yavaşlatabilir.
Kalçanızı fazla kullanmaktan kaçınınız.
Düzenli fizik aktivite yapınız. Özellikle yüzme, su aerobiği, salon bisikleti adele kuvvetini korur ve eklem hareket açıklığının korunmasına yardımcı olur.
Anti-romatizmal, anti-enflamatuar ilaçlar kulanılabilir.
Geceleri yeterli derecede uyunmalıdır.
Fazla kilolar varsa erilmelidir
Baston kullanımı önerilir.
Cerrahi Tedavi
Erken yaşta gelişen osteoartrit gerçekten cerrahi açıdan zor bir problemdir. Erken dönemlerde kalça artroskopisi hastalığın gelişimini yavaşlatabilir. Kalça artroskopisi dünyada çok az merkezde yapılmakta olup halen gelişme aşamasındadır ve sınırlı müdahale imkanına sahiptir.
Protez öncesi cerrahilerden biri de osteotomilerdir. Osteotomi femur kemiğinin başının veya boynunun kesilerek yeniden yönlendirilmesidir. Bu yöntemle kalça eklemine binen yükler yeniden düzenlenmekte ve/veya eklemin sağlam yüzeyleri yük taşıyan bölgelere getirilmektedir. Bu yöntem total kalça protezlerindeki ilerlemeler nedeni ile popüleritesi azalmakla birlikte bazı vakalarda eşsiz olanaklar sağlayabilmektedir.
Kalça ekleminin femur başı bölümündeki küçük kıkırdak boşluklarında (özelllikle travmatik olanları) osteoatritin başlangıç dönemlerinde yapılan kıkırdak nakilleri kalça protezi gereksinimini ileri yaşlara erteleyebilmektedir. (bkz: Eğitim konuları - Eklem Kıkırdağı Sorunlarına Yeni Yaklaşımlar)
Kalça osteoartritinin radikal tedavisi total kalça protezidir.
Adale tümörleri nadirdir. Oldukları zamanda çoğunlukla selimdirler fakat habis bir adale tümörü (rhabdomyosarcoma) hayatı tehdit edebilir ve derhal tedavi edilmesi gerekir.
Belirtiler
- Adale dokusunda, cildin yüzeyinden görülebilen bir şişkinlik,
- Etkilenen bölgede ağrı,
- Kitlede süratli büyüme;
Teşhis
Eğer cildinizin altında herhangi bir şişkinlik görürseniz doktorunuza gidin. Cildin altındaki şişkinliklerin çoğu lipomdur (selim yağ tümörü). Bunlar yağdan meydana gelmiştir ve ciltle adale arasında bulunur. Çoğu zaman hafif bir parmak basımıyla kolayca belirlenir ve kolayca hareket eder. Birkaçı birden bir arada bulunabilir. Bu şişkinliklerde çoğunlukla endişe edecek bir şey yoktur.
Doktorunuz şişkinliği muayene edecektir ve eğer ciddi bulursa o bölgenin bir röntgeni, manyetik rezonans görüntü taraması veya bilgisayarlı tomografı taramasını isteyecektir. Bu doku biyopsisi de gerekir.
Tedavi
Eğer tümör selimse tedavi gerekmez ya da cerrahi olarak çıkartılıp konu kapatılır. Fakat eğer habisse cerrahi çıkartma, radyasyon tedavisi veya kemoterapi gerekli olabilir.
Alternatif isimler
Kas spazmları
Tanım
Kasların sıklıkla ağrılı kasılmalarıdır.
Doktorunuza başvurun
açıklanamayan veya basit bir uzanma ile geçirilemeyen ciddi , uzun süren , tekrarlayan kas spazmı varsa veya krampları varsa …
Nedir
Kas krampları sıklıkla baldır veya ayak kaslarında meydana gelir.
Sık rastlanan nedenleri ağır egzersizler gebelik dehidratasyon kas yorgunluğu
NOT : Kas kramplarının başka sebepleri de vardır. Bu liste hepsini içermemektedir. Sebepler hem kişinin yaşı , cinsiyeti hem de belirtinin özelliği , zamanı , kötüleştiren faktörler , iyileştiren faktörler ve beraberindeki şikayetler gibi spesifik karakterleriyle değişiklik gösterebilir.
İlk yaklaşım
yavaş yavaş gerinme ( uzanma ) rahatlama sağlayabilir.
verilen reçeteye uyulmalıdır.
Muayene sırasında sorulabilecek sorular
Tıbbi hikaye alınır ve fizik muayene yapılır.
Tıbbi hikaye soruları şunları içerebilir : kasılmalar ne zaman başladı ? kasılmalar ne kadar sürüyor ? kasılmalar hangi sıklıkta ortaya çıkıyor ? hangi kaslarda kasılma meydana geliyor? hamile misiniz ? son zamanlarda ağır bir egzersiz yaptınızmı? dehidratasyona yol açabilecek kusma , ishal , aşırı terleme veya çok idrara çıkma gibi bir şikayetiniz var mı ? başka belirtiler var mı ?
Tanısal testler şunları içerebilir : ekstremite ( kollar ve bacaklar ) anjiografisi veya arteriografisi serum kalsiyum düzeyi serum sodyum düzeyi tiroid fonksiyon testleri myelografi elektromiyografi omurga filmi omurganın bilgisayarlı tomografisi kan akışı testleri.
Düz tabanlık ( Pes plana valgus)
Şişman çocuklarda ayak tabanı uzunlamasına olan kemerinin kaybolması sonucu çocuk yere bastığı zaman düz taban görünür. Bunun dışında ayak normal görünümde ise tedaviye gerek yoktur.
Üzerine ağırlık binmediği zaman normal görünümde olan ayağın , üzerine basıldığında düz ve topuktan içe dönük basması “ zararsız düz tabanlık” tır. Bu anomalide ayağın ağırlık taşıyan noktası içe kaymıştır. Çoğu kez bulgusuzdur ve tedavi gerektirmez. Böyle çocuklarda bazen uzun süre yürümekle ayak ağrısı olur. Bu vakalarda ayak tabanında konkavlığı sağlayacak destek önerilir.
Düz tabalığı aşil tendonu kısalığı yada ligaman gevşekliği ile beraber olduğu vakalarda ayak içe dönük pozisyona getirilerek kompasyasyonu yapılamaz. Bu “gerçek düz tabanlık” olarak adlandırılır. Bu durumda deformite belirgindir ve baldırlarda ağrı şikayeti olur.
Tedavi ayağın özel destek ile düz pozisyonda tutulmasıdır. Ayak egzersizleri de yararlıdır. Bu tedavilerin yetersiz kaldığı ve ağrının devam ettiği durumlarda cerrahi müdahale gerekebilmektedir.
ÇUKUR TABANLIK (Pes Cavus)
Düz tabanlık anne babanın kolayca dikkatini çeker. Buna karşın taban kavsinin yüksek olduğu durumlarda yakınma nadirdir. Oysa bu durum üzerinde durulması gereken bir olaydır. Çünkü spinal distrofi ve Charcot-Marie-Tooth gibi nörolojik bir duruma bağlı olarak gelişmiş olabilir.
Yaşınız ve işiniz ne olursa olsun elleriniz sürekli olarak çalışmaktadır.Elleriniz çok önemli olduğu için herhangi bir sorunla karşılaşıdığında ortopedik cerrahınıza başvururak konu ile ilgili bilgi ve tedavi seçeneklerini öğrenebilirsiniz. Ortopedi uzmanın kas iskelet sistemi cerrahisi ve medikal tedavisi seçenekleri üzerine eğitim almış bir uzman olduğunu unutmayınız.
Karpal tünel sendromu: Bu hastalığın bulguları;elde uyuşma ve elektriklenme(özellikle gece artış gösteren),elin çevirerek birşeyi açması halinde yada kaldırma hareketleri esnasında his bozukluğu oluşması,bazen omuza kadar uzanan ağrı olarak özetlenebilir.
Bu şikayetler median sinirin elbileğinden ele geçiş yaptığı bölgede mevcut olan tünel içerisinde sıkışması sonrasında oluşur.Elin parmaklarına hareket veren tendonların bir bölümü bu tünel içerisinde seyreder.
Hafif vakalar el bileğine istirahat vermek amacını güden çeşitli bileklik veya ateller ile tedavi edilebilir.Tünel içerisine kortizon uygulamaları da yapılabilir.Kortizon uygulaması tünel içerisindeki ödemi azaltacaktır,takibinde el bilekliği kullanımı uygun olur.Bu tedaviye yanıt alınamayan veya geç evrede tanı konmuş olan vakalarda cerrahi tedavi uygundur.Bu işlem hastanın hastaneye yatış yapmasını gerektirmeyen lokal anestezi ile yapılabilecek bir işlemdir.
El bileği tendinitisleri: Dequervain’in daraltıcı tenosnovitisi başparmağın hareketini sağlayan tendon kılıflarının el bileğinden parmağa geçiş yaptıkları bölgede meydana gelen irritasyon ve şişkinlik ile ortaya çıkan bir tablodur.Sıkma veya ayıklama işlemleri sonrasında meydana gelen ağrı tipik bulgusudur.Şikayetlerin olduğu bölgede bazen ele gelen bir kitle tespit edilebilir.Başparmağın avuç içine yönlendirilip elin küçük parmaklardan tarafa doğru döndürülmesi ile oluşan ağrı tipik bulgusudur.(Finkelstein testi)
Bu tablo ramotoid artrit gibi inflamatuar hastalıklarda,gebelik ve elin aşırı kullanımı gibi durumlarda oluşabilir.
Erken tanı konduğunda elin istirahatini takiben germe egzersizleri yapılması,ya da steroid enjeksiyonları yapılması ile tedavi edilebilir.Bu tedavilere yanıt alınamadığı zaman cerrahi tedavi uygundur.Cerrahi sonrası elin hareketlerini düzenleyecek bir fizik tedavi programı uygundur.
Elde artritis: Elde artritis en sık başparmağın tabanında gelişir.Başparmağın kullanımı ile artan ağrı tipik bir özelliğidir.Erken dönemde istirahat,anti enflamatuar ilaç tedavisi,ekleme steroid uygulamaları,atel kullanımı gibi tedaviler denenebilir.
İleri evrelerde ağrıyı azaltmak ve fonksiyonu geri getirebilmek için cerrahi tedavi uygulanması gerekir.
Heberden nodülleri el parmaklarının son eklemlerinde oluşan ve osteoartritisin klasik bir bulgusu olan deformasyonlardır.Burada eklem yüzeylerinin bozulmasına bağlı olarak kemikte gelişen çeşitli çıkıntılar kendisini bu görüntü ile ortaya koyar.Bu nodüller ağrısız oldukları ve fonksiyonları etkilemediği için tedavi edilmesine gerek yoktur.Bu grup hastada hastaların el hareketlerini sürdürmesi en önemli amaçtır.
Duputyren kontraktürü: El ayasında yer alan fasia adı verilen bir katmanın kalınlaşması ile ailesel geçiş gösteren bir hastalığıdır.Bu hastalıkta elin parmaklarının hareketini sağlayan Tendonlar, kalınlaşma nedeniyle hareketlerini kaybedebilir.Burada hastalığın ailesel olduğu,sigara kullanımı,damar hastalıkları ile ilişkisi,epilepsi ve diabet ile bağlıntılı olduğu bilinmektedir.
Tedavide zaman zaman steroid enjeksiyonları ağrılı olan nodüller için kullanılsa da ana tedavi cerrahidir.Cerrahi elin hareketlerinde kısıtlanmanın oluştuğu an yapılır,el ayasındaki yapışıklıkların çıkarılmasını içerir.
Kalça Çıkığı
Doğumsal kalça çıkığı terimi kalça eklemini oluşturan öğelerin biçim, işlev ve ilişkilerinde bir bozukluğu anlatır. Kalça ekleminde uyluk kemiğinin (femur) yuvarlak başı kalça kemiğinin asetabulum denen yuvasına oturur ve bu kusursuz eklem bacağın serbest dönme hareketi yapabilmesini sağlar. Doğumsal kalça çıkığında bu eklemde görülen bozukluk kalçayı oluşturacak taslağın embriyon döneminde kusurlu gelişmesi ya da tam gelişmemesiyle ortaya çıkar. Kalıtsaldır, yani aynı ailenin değişik bireylerinde ortaya çıkabılır
GÖRÜLME SIKLIĞI
Doğumsal kalça çıkığı sık görülen bir oluşum bozukluğudur. Bazı ülkelerde her dört oluşum bozukluğu olgusunun üçünü ve bıraktığı izlerle birlikte her üç ortopedik sorunun birini oluşturur. Doğumsal kalça çıkığına görece sık rastlanan Türkiye’de sorun özellikle Karadeniz bölgesinde yaygındır. Ya-
km akraba evlilikleri de doğumsal kalça çıkığı olasılığını artırmaktadır. Bölgeler arasındaki farklılıklar oluşum bozukluğunun kalıtsal özelliğinden kaynaklanır; akraba evliliklerinde görülme sıklığının artması da aynı nede-ne bağlıdır. Doğumsal kalça çıkığı kız çocuklarda erkeklerden daha sık görülür. Genellikle tek yanlı olmasına karşın her iki kalçayı da etkileyebilir.
DOĞUMSAL KALÇA ÇIKIGI TİPLERİ
Embriyonal gelişim bozukluğu durumunda bebek doğduğunda uyluk kemiğinin başı tümüyle çıkıktır. Dolayısıyla bu tip kalça çıkığında belirgin klinik, ultrasonografik ve/ya da radyolojik belirtiler doğumdan hemen sonra tanı konmasına olanak verir.
Başlıca klinik belirtiler şunlardır:
1) Elle muayenede uyluk kemiği başının belirgin biçimde yüksek olduğu saptanır.
2) Çıkık kalça tarafındaki bacak kısadır. Hasta sırtüstü yatarken bacaklarm birlikte bükülmesi kısalığı belirgin hale getirir; bu durumda dizlerin aynı düzlem üzerinde olup olmadığına bakılır.
3) Daha kısa olan bacağın uyluk bölümünde pli adı verilen deri büklümleri ya da boğumları fazladır.
4) Çıkık tarafındaki kalçanın dışa doğru, yani uzaklaşma hareketi (abdüksiyon) sınırlanmıştır. Bu tip doğumsal kalça çıkığında Ortolani belirtisi her zaman olumsuzdur, yani uyluk kemiği başının oturma sesi duyulmaz. Radyolojik incelemede öncelikle uyluk kemiği başının leğen kemiğinden uzaklığı ve yüksekliği saptanır; aynı bulgu ultrasonografide de belirgindir. Bu tip doğumsal kalça çıkığının tedavisinde önce uyluk kemiği başını doğal yerine getirmek için sürekli ve ilerleyici çekme (traksiyon) yöntemine başvurulur. Ardından kemik normal yerinde tespit edilerek 3-4 ay süreyle abdüksiyon durumunda alçıya alınır. Daha sonra da 6 ay süreyle bir ortopedik aygıt kullanılır.
Kalçanın sabit olmadığı “Ortolani manevrası” ile saptanabilir. Doğumdan hemen sonraki muayenede yapılan bu işlem 8 ve 30 gün sonra yinelenmelidir. Kuşkulu ya da Ortolani belirtisi olumlu olgularda hasta ultrasonografi ile kontrol edilir ve daha sonra da belli aralıklarla muayeneye çağrılır. Tedavi çok basittir. Kalça 6 hafta süreyle ortopedik bir aygıtla abdüksiyon konumunda tutulur. Aygıtın uyluk kemiği başına zarar vermemesi için yeterince yumuşak, aynı zamanda etkili olabilmesi için de büyük olması gerekir.
TANI
Doğumsal kalça çıkığı toplumsal açıdan önemli bir hastalıktır, çünkü zamanında tanı konup tedavi edilmezse, kişiyi toplumla bütünleşmekten alıkoyacak ölçüde ağır biçim ve işlev bozukluklarına yol açabilir. Kalça çıkığı her zaman doğumsal olmayabiir ve belirli hastalık ya da yaralanmalardan sonra da ortaya çıkabilir. Edinsel çıkıklarda uyluk kemiği başının kalçanın içine doğru yer değiştiı’mesı, yakındaki organlara baskı yapar. Bu baskı siyatik sinir ya da (lbür kalça sinirlerinin tutulması gibi sinirsel lezyonlara, atardaınarlarm ya da toplardamarlann tıkanmasına neden olabilir.
Çocuk dik durmaya, yani ağırlığını kalçaları üzerine vermeye başlamadan önce, uyluk kemiği başı ile asetabulum arasındaki uyumsuzlukların tümü çıkık öncesi lezyon kabul edilir; yani kalça çıkığının ön koşulları vardır. Çocuk yürümeye başladığında uyluk kemiği başı asetabulum ile bütün ilişkisini yitirecek, böylece gerçek kalça çıkığı belirecektir. Bu nedenle kalçadaki doğumsal oluşum bozukluklarının ilk aylarda tanınması çok önemlidir; gerçek bir kalça çıkığının oluşması ancak erken tanıyla ve hemen tedaviye başlanmasıyla önlenebilir. Yaşamın ilk 3-4 ayında tanı konup tedavi edilen çıkık öncesi olgularının hemen hepsi kısa sürede tam olarak iyileşir. Yaşamın ilk yılından, yani çocuk yürümeye başladıktan sonra tanı konan bir kalça çıkığı ise traksiyon, alçı, cerrahi girişim gibi çok daha zor ve karmaşık yöntemlerle tedavi edilir. Üstelik tedavi çok daha uzun sürdüğü halde sonuçlar her zaman çok iyi değildir. Kalça çıkığı tanısı, yaşamın ilk günlerinden ya da haftalarından başlayarak klinik ve radyolojik veriler temelinde kolayca konabilir.
BELİRTİLERİ
Klinik açıdan kalçada bir gelişim bozukluğu kuşkusunu doğuracak birçok belirti vardır. Tanı açısından en önemli ve güvenilir belirti çocuğun diz ve kalçalan bükülüyken bacaklarını uzatmanm güç olması ve Ortolani manevrası yapılırken uyluk kemiği başımn doğal yuvasına ani girişine bağlı olarak kalçadan sert bir ses gelmesidir. Kalça filminde uyluk kemiğinin üst ucu daha kemikleşmemiş olduğundan leğen kemiğinden uzak ve yüksek görülebilir; oysa kalça kemiğindeki uyluk kemiği yuvasmın tepesi sağlıklı tarafa göre daha az gelişmiş ve çıkmış görünecektir.
Yaklaşık 3-5. ayda uyluk kemiği-nin başı belirginleştiğinde normal yerinden uzakta bulunması nedeniyle küçük, yüksek ve aynk görünür.
TEDAVİ
Çıkık öncesi lezyonun tedavisi kansızdır (cerrahi girişim gerektirmez) ve yaşamın ilk aylarında saptanırsa olguların yüzde 95′inde çok iyi sonuç verir. Çocuğun bacaklarını açık konumunda tutarak, uyluk kemiğinin kaçmaya eğilimli olan üst ucunu, kalça kemiğinin yuvasına göre merkezi bir düzlemde tutmaya dayanır. Bu duruşu sağlamak için basit ortopedik aygıtlar kullanılır; bunların en iyi bilinenlerinden biri Putti aygıtıdır.
Ortopedik aygıt uyluk kemiği başının kalça kemiğindeki yuvasına gömülmesini, üstünde yeniden biçimlenmesini, aynı zamanda yuva tepesinin de uyluk kemiği başının uç bölümünü (epifiz) bütünüyle örtecek biçimde gelişmesini sağlar. Tedaviye doğumdan sonraki ilk aylarda başlanırsa, kalçayı normal hale getirmek için 5-6 aylık bir süre yeterlidir. Bir yaşına doğru çocuk herkes gibi yürümeye başlayabilir. Eğer kalçadaki bozukluk hafifse, yalnız eklemde hafif bir gelişme geriliği varsa ve bu durum kalça filmiyle saptanmışsa, üçgen bir yastık ya da fazla bez kullanarak çocuğun bacaklannı bir süre için kalçadan iyice açık tutmak yeterlidir. Çocuğun yürüme çağına gelmesi ya da doğumsal oluşum bozukluğunun başlangıçtan beri ağır olması nedeniyle uyluk kemiği başı kalça kemiğindeki yuvasından ayrılmışsa gerçek bir çıkık söz konusudur ve uyluk kemiği başının doğal konumuna getirilmesini gerektirir. Bu ise kolay bir işlem değildir, çünkü eklemin iki öğesinin yeniden oluşturulması, kalça kemiği yuvasında ek oluşumların ve boğulmuş eklem kapsülünün engel yaratması, ayrıca kasların kısalmış olması tedaviyi güçleştirir. Tedavide cerrahi girişim gerekmeyebilir; 15-20 gün süreyle bacağa sürekli çekme tedavisi uygulayarak uyluk kemiği başının indirilmesi, çıkığın azaltılması ve daha sonra 3-4 ay süreyle alçıda hareketsiz tutulması yeterli olabilir. Bu başarılamazsa, başın yerine doğrudan yerleştirilmesini engelleyen oluşumlar cerrahi girişimle temizlenir. Cerrahi girişimden sonra da aylarca alçı ve ortopedik aygıtların kullanılması gerekir. Altı yaşına değin tedavi edilmeyen olgularda çıkığın iyileşmesi çok zordur, çünkü uyluk kemiğinin ve kalça kemiği yuvasının eklem yapılarındaki bozukluklar artık kalıcıdır. Bu yaştan sonra ekle-mm yeniden işler hale getirilebilmesi nyluk ve leğen kemiklerince yapılacak bir dizi cerrahi girişimin başarısına bağlıdır.
Eski çıkık olarak nitelenen olgularda eklem başları çıkığın ne kansız bir biçimde, ne de cerrahi girişimle yerleştirilmesine elverişlidir. Bu tür çıkıklar genellikle 6-8 yaşından sonra görülür.
Tanım:
El ayasında yer alan fasia adı verilen bir katmanın kalınlaşması ile ailesel geçiş gösteren bir hastalığıdır.Bu hastalık adını 19. yüzyıl başlarında yaşamış ve onu tarif etmiş olan Fransız cerrahı Baron Dupuytren den almıştır.Bu hastalıkta elin parmaklarının hareketini sağlayan Tendonlar, kalınlaşma nedeniyle hareketlerini kaybedebilir.
Burada hastalığın ailesel olduğu,sigara kullanımı,damar hastalıkları ile ilişkisi,epilepsi ve diabet ile bağlıntılı olduğu bilinmekte ama asıl sebep bilinmemektedir.Kanda Kollagen III miktari artmistir. Antikonvulzan (sara ilaçları) ilaçlar nedeniyle de olusabilir. Erkeklerde daha sik gorulur. siklikla her iki elde de tutulum vardir.
Klinik:
Belirtiler:Bir veya birkaç parmağı açamamak,avuç içinde küçük bir şişkinlik veya sertliktir.
Dupuytren kontraktürü genellikle ağrılı değildir, fakat elde ilerleyen bir deformasyon meydana getirebilir. Aynı zamanda ayak tabanında da buna benzer doku sertleşmesi ve çekmesi görülebilir. Bu rahatsızlık en çok yüzük parmağı ve küçük parmakta oluşur fakat herhangi bir parmağı, ayak tabanını hatta penisi etkileyebilir.
Erken donemde avuç içinde yuzuk parmagi hizasinda bir nodul halindedir. Bu bolgedeki kalinlasma zaman içinde 5 parmaga dogru genisleyerek bir bant halinde fleksiyon(parmak yumma hareketi) deformitesine neden olur. Aylar-yillar içinde bu fleksiyon deformitesi ilerler. Cilt bu fasial banta oldukça siki bir sekilde yapismistir. Baslangiçta nesneleri yakalama-sikma hareketlerinde agri yakinmasi olusturur.
Tedavi:
Tedavide zaman zaman steroid enjeksiyonları ağrılı olan nodüller için kullanılsa da ana tedavi cerrahidir.Cerrahi elin hareketlerinde kısıtlanmanın oluştuğu an yapılır,el ayasındaki yapışıklıkların çıkarılmasını içerir. Hasta elini duz zemin uzerine tam olarak koyamadiginda ideal ameliyat zamani gelmis demektir.Ameliyattan sonra tekrarlama ihtimali siktir.
Yeni gelişmeler
Diz çok karmaşık bir eklemdir. Kalça ekleminizden farklı olarak, diz ekleminin çeşitli kısımları birbiriyle çok sıkı bağlantı içinde değildir. Bu nedenle, yakın zamana kadar çevrenizden, diz protezlerinden ziyade kalça protezlerinin daha çok ve başarıyla yapıldığını duyuyor olabilirsiniz. Çünkü kalça protezleri eskiden beri yapılıyordu ve uygulaması daha kolaydı. Ancak modern teknoloji ve yeni materyaller diz protezlerinin de daha sık uygulanmasını ve bunun en az kalça protez ameliyatları kadar başarılı olmasını sağlamıştır.
Dizin yapısı
İlk bakışta, diz eklemi bir menteşe gibi hareket ediyor sanılabilir; ancak bu kısmen doğrudur. Normal diz eklemi bükülme ve doğrulmaya ek olarak, bir miktar kendi etrafında dönme haraketine de izin verir.
Diz eklemini oluşturmak üzere karşılaşan kemik uçlarının kıkırdakla bir arada tutulması sağlanır. Ancak asıl iş, ikisi ortada ikisi birer yanda olan dört bağla sağlanmaktadır. Eğer bu bağlar hasar görürse, diz ekleminiz çok oynak ve güvensiz hale gelebilir. Eğer kaslar egzersiz ve fizyoterapi ile güçlendirilirlerse, hasar gören bu bağların görevi kısmen telafi edilebilir.
Artriti olan birçok kişide yaşam boyu diz protezi hiç gerekmeyebilir. Basit ilaç tedavileri ve fizik tedavi yöntemleri ile şikayetler kontrol altına alınabilir. Cerrahi girişim gerekse bile, bu her zaman için diz protezi olmayabilir. Hastanın şikayetlerini giderecek başka ameliyat şekilleri de olabilir.
Karar verme
Size diz protezi yapılmasına karar verilse bile, başka kararların da alınması gerekebilir. Örneğin, hem diziniz hem de kalçanız etkilenmişse, doktorunuz hangisini önce yapacağına karar verecektir. Eğer her iki diziniz de operasyon gerektiriyorsa ve bir diziniz diğerinden daha kötü durumda ise, daha kötü durumda olan dizinizin daha önce ameliyat edilmesi gerekebilir.
Doktorunuz son kararını vermeden önce, ne kadar acı çektiğinizi, kaç ekleminizin etkilendiğini, genel sağlık durumunuzu, olası komplikasyon riskini ve daha birçok faktörü göz önüne alacaktır.
Ameliyat öncesi
Ameliyat öncesinde, egzersizlere başlamak çok yararlı olur. Eğer kilo fazlalığınız varsa, zayıflamanız önerilecektir. Bu öneriyi çok ciddiye almalısınız; çünkü fazla kilolarınızı vermeniz hem operasyon risklerini azaltacak, hem de başarı oranını yükseltecektir.
Ameliyat
Ameliyat genel anestezi altında ya da bazı hastalarda daha güvenli olduğu için spinal anestezi ile yapılabilir. Bu durumda, bel omurganıza bir iğne yapılacak ve her iki bacağınız da tümüyle uyuşacaktır. Ameliyat sırasında uyanık olacaksınız; ancak ameliyata dair hiçbirşey hissetmiyeceksiniz. Ameliyat 2-3 saat sürer. Ameliyattan sonra, doktorunuz sizi hemen servisteki odanıza almayacak ve bir süre yoğun bakımda gözlem altında tutacaktır. Kol damarınıza serum takılabilir. Bacağınız ise alçı kalıp içinde olabilir. Birçok cerrah diz eklemi içine ince, plastik bir tüp koyar; böylece fazlalık kan eklem içinde birikmez. Kan bir şişe içinde toplanır, birkaç gün sonra lastik borular tamamen çıkarılır.
Ameliyattan sonra biraz ağrınız olabilir; ancak bunun için gerekli tedavi yapılacaktır. Eğer spinal anestezi yapılmışsa, bacaklarınızı ilk başta hareket ettiremezsiniz, fakat bu duygu yavaş yavaş geri döner. Spinal anestezi baş ağrısına neden olabilir.
İyileşme dönemi
Ameliyattan sonraki 2-3 hafta içinde yapılacak tedavi uygulanan protez tipine ve cerrahın tercihine göre değişecektir. Bazen dizinizi 2-3 gün içinde hareket ettirmeniz daha iyi olabilir; bazen de hareket 1 ya da 2 hafta geciktirilebilir.
Dizinizi hareket ettirme zamanı geldiğinde, dizinizin üzerindeki pansuman materyalleri alınacak ya da azaltılacaktır. İlk başta, gerekli egzersizleri yapmada size bir fizyoterapist yardımcı olacaktır. Başlangıçta egzersizleri yapmak ağrılı olabilir; ancak günler geçtikçe çok daha rahat yaptığınızı farkedeceksiniz.
Bu safhada, iyileşmenizde en önemli rolü siz oynayacaksınız. Sonuçta dizinizi tekrar işler hale getirmek sizin elinizdedir. Fizyoterapist size yardımcı olacaktır ancak başarının asıl anahtarı sizsiniz.
Birçok merkezde ‘pasif hareket’ cihazı kullanılır. Elektrikli bir motoru olan cihaz dizinizi nazikçe büker ve düzleştirir. Günler geçtikçe hareket sınırları yavaş yavaş artırılır. Bu cihazlar çok yararlıdır ancak sizin eforunuzun yerine geçemez. Egzersiz yapmak ve yürüme zamanı için kaslarınızı hazır hale getirmek zorundasınız.
2-3 hafta içinde dikişleriniz alınır ve gösterdiğiniz ilerlemeye göre yürümenize izin verilir. Uygulanan protezler farklı tiplerde olabilir. Çimento kullanılabilir ya da kemik ile kendi kendine kaynaşabilen değişik tasarımı olan protezler kullanılabilir. Her ikisinin de ayrı ayrı avantaj ve dezavantajları vardır. Çimentolu eklemlerde, diğerlerine göre diz üzerine daha erken dönemde yük bindirilebilir. 2-3 hafta hastanede kalmanız gerekebilir. Eğer iyileşme yavaşsa, bu süre biraz daha uzayabilir.
Ayaklarınızın üzerinde …
Eve gideceğiniz zaman yürüyor olacaksınız. Başlangıçta yürüteç ya da koltuk değnekleri kullanmanız gerekecektir. İyileşme kalça protezlerinde olduğundan daha yavaştır. Başlangıçta merdiven çıkmakta zorluk olabilir. Kaslarınız yeterli gücü kazanıncaya kadar, sandalyeden ya da tuvaletten kalkmak sizin için zor olabilir.
İşinize ne zaman döneceğiniz yaptığınız işe, işe gitmek için katedeceğiniz uzaklığa ve iyileşme hızınıza bağlıdır. Şüphesiz ki, masa başı işlere çok daha çabuk dönebilirsiniz.
Uzun vadeli sonuçlar …
Birçok diz protezi 20 senedir sorunsuz çalışmaktadır. Başarılı bir diz eklemi ağrınızı geçirecek, birçok normal aktiviteye izin verecek hareket açıklığı sağlayacaktır. Ancak her zaman tam hareket açıklığını sağlamak mümkün olmayabilir. Tam hareket açıklığı normal yürüme için çok önemli olduğu için, dizin tam olarak düzleştirilmesi için tüm çabalar harcanacaktır.
Diziniz tam olarak bükülemeyebilir; bu eksiklik çömelmeyi zorlaştıracaktır. Dizinizin dik açıdan biraz fazla bükülmesi yeterli olacaktır. Bu özellikle her iki dizin etkilenmesi durumunda önemlidir. Çünkü sandalyeden kalkmak için dizinizi bu kadar bükmeniz gerekmektedir.
Diz protezi uygulananlarının %90′dan fazlasında başarılı sonuçlar alınmaktadır. Bazı ameliyatlar diğerlerine göre daha zor olabilir; doktorunuz bu konuda özel zorluklar varsa sizi önceden uyaracaktır.
Ameliyatta, bacak damarlarınızın birinde pıhtı oluşma riski vardır. Bunun için gerekli önlemler alınacaktır. Ancak eğer olursa, kanın pıhtı oluşturma eğilimini azaltacak bir tedavi uygulanacaktır. Eklemin kendisiyle ilgili sorunlar nadirdir. Ancak diz ekleminin doğası gereği, diz özellikle erken dönemlerde kalça eklemine göre komplikasyonlara daha açıktır.
Bazen yara yavaş iyileşebilir ve dikişler gereğinden fazla kalabilir. Gevşeme çok nadir görülen bir sorundur. Tüm protezlerde, enfeksiyon en çok korkulan komplikasyondur. Bunu engellemek için size antibiyotik verilecek ve diziniz, enfeksiyon bulguları açısından izlenecektir. Çok nadir durumda, enfeksiyon sorun haline gelebilir. Eğer bu olursa, yeni bir cerrahi girişim gerekebilir. Ancak bunun çok çok nadir olduğu unutulmamalıdır. Çoğu hasta yeni ekleminden çok memnun kalmaktadır. Bu nedenle ağrı ve hareket kısıtlılığı açısından böylesine güzel bir sonuç için çok nadir görülebilecek riskleri almaya değer.
Ameliyat Sonrası Öneriler
Ortalama 6 hafta boyunca bir yürüteç ya da koltuk değneği kullanmanız gerekecektir.
Hastaneden ayrılırken size, yapacağınız egzersizlerle ilgili bilgi verilecektir. Bunlara aynen uyunuz.
6 hafta boyunca araba kullanmayınız.
3 ay boyunca uçakla seyahat etmeyiniz.
İstediğiniz mesafe kadar yürüyebilirsiniz.
Eğer doktorunuz başka bir ilaç önermezse, 6 hafta boyunca günde 1 tane aspirin (300 mg) alınız.
Doktorunuz, gerektiğinde kullanmanız için ağrı kesici içeren bir reçete verecektir.
6 hafta boyunca C vitamini ve multivitamin preparatlarını alınız.
2 hafta sonra dikişlerinizi aldırmak için doktorunuza başvurunuz.
Doktorunuz eğer kan sulandırıcı ilaçlar vermeyi uygun görürse, önerileri doğrultusunda kullanınız. Diz Protezi Sonrası Ev Egzersizleri
Her egzersizi günde iki kez yapınız.
Bu egzersizler biraz rahatsızlık hissi yaratabilir. Ancak eğer ağrınız egzersizle artarsa, egzersizleri bırakıp doktorunuza başvurunuz.
Kaba etleriniz için: Sırt üstü yatarken, her iki kaba etinizi kasarak, sıkıştırınız. 5 saniye bu şekilde kasılı kalınız. 10 kez tekrarlayınız.
Diz kaslarınız için: Bu egzersiz sırasında hiçbir hareket olmayacaktır. Dizinizin alt kısmını sıkıca yere doğru bastırınız. Kas içinde, özellikle uyluğunuzun iç kısmında görülebilir bir kasılma olup, olmadığını gözleyiniz. 5 saniye bu şekilde kalınız. Gevşeyiniz. 10 kez takrarlayınız.
Ayak bileği pompalama hareketi: Eklem hareket açıklığınızı artırmak ve dolaşımı düzenlemek için ayak bileğinizi hareket ettirirken, parmaklarınızı önce aşağı, sonra yukarı doğru geriniz. 10 kez tekrar ediniz.
Topuğu kalçaya doğru kaydırma hareketi: Topuğunuzu kalçanıza doğru yerde kaydırırken, dizinizi ortalama 45 derece bükünüz. Bir gerginlik oluşunca, bu şekilde 5 saniye kalınız ve sonra topuğunuzu başlangıç pozisyonunu alacak şekilde aşağı doğru kaydırınız. 10 tekrar yapınız.
Dizi düzleştirme hareketi: Dizinizin altında bir havlu rulo olacak şekilde sırt üstü yatınız. Dizinizi resimdeki gibi düzleştiriniz. Bu sırada yine havlu rulo üzerinde desteklenmiş olmalıdır. 5 saniye süreyle bu pozisyonu devam ettiriniz. Yavaşça başlangıç pozisyonuna dönünüz. 10 kez tekrarlayınız. Daha sonraki dönemlerde bu egzersizin daha ileri bir formu olarak, aynı hareketi ayak bileğinize önce 1 kg, sonra 2 kg ağırlık bağlayarak yapabilirsiniz.
Özel Bilgiler
Diz protezleri ameliyatın birinci gününde de, yıllar sonra da enfekte olabilir. Enfeksiyonu engellemek için aşağıdaki önerilere uymalısınız:
Dişlerinize yapılacak bir girişimden ya da herhangi bir tıbbi girişimden önce koruyucu olarak antibiyotik alınız. Bunun için doktorunuza başvurabilirsiniz.
Tüm şüpheli idrar yolu enfeksiyonlarının tedavisi için doktorunuza başvurunuz.
Dizinizde ağrı, şişlik, kızarıklık ve ısı artışı gibi enfeksiyon bulgularının olup, olmadığını kontrol ediniz.
Diz proteziniz hava alanında metal dedektör saptayıcılarından geçerken, alarm sistemini harekete geçirebilir. Bu nedenle doktorunuzdan alacağınız, ameliyat yapıldığına dair belgeyi görevlilere gösterebilirsiniz.
Uzun süreli, başarılı sonuçlar almak için diz protezinizi korumanız gerektiğini unutmayınız. Aktivitelerinizde gerekli kısıtlamaları yapınız.
Eğer şeker hastası iseniz, kan şekeri düzeyini istenilen düzeyde tutunuz.
Kilo almaktan kaçınınız