Marul Cinsel Istegi Zedeliyor

on 13 Haziran 2008 Cuma

Salataların vazgeçilmez unsuru olan marulun bir çok yararı bulunuyor.

Ancak uzmanlar, marulun fazla yenilmesi halinde göz kararmasına neden olduğu, cinsel gücü azalttığı ve uyku verdiğini bildiriliyor.

Bitki bilimcilere göre, marulun içinde A, B, C, E vitaminleri, demir, kalsiyum, çinko, fosfor, iyot, sodyum ve bakır gibi mineraller bulunuyor.

Marulun sağlık üzerine olumlu etkileri şöyle sıralanıyor:

* İştah Açar, İdrar Söktürür: Maydanozla birlikte salata yapılıp sirke ile yenilirse iştah açar, idrar söktürür.
* Sinirlere İyi Gelir: Marul sürekli yenir ya da marul tohumu balla macun yapılıp yenilirse sinirleri sakinleştirir.
* Baş ve Göz Ağrısını Dindirir: Marul tohumunun suyu ile arpa unu hamur yapılıp göze yakı yapılırsa göz ağrısına iyi gelir. Sirke veya limon ile salatası yenilirse safradan kaynaklanan baş ağrısını geçirir."

Marulun olumlu özelliklerinin yanı sıra özellikle evliler için bir olumsuz özeliliği bulunuyor. Bitki bilimciler, marulun fazla yenilmesi halinde göz kararması yaptığını, cinsel gücü azalttığını ve uyku verici özelliği bulunduğunu bildiriyor.

Viagra Yerine Kalca Jimnastigi

Almanya'nın Köln Üniversitesi'nde görevli bilim adamları milyonlarca erkeğe "müjde" olabilecek bir yöntem keşfetti. Uzun süredir "iktidarsız" erkekler üzerinde araştırma yapan öğretim görevlileri, disiplinli bir şekilde yapılacak jimnastiğin viagradan daha etkili olabileceğini ortaya çıkardı.

Heidelberg'te yayınlanan "Der Urologe" dergisi, Köln'lü uzmanların araştırmalarıyla ilgili haberinde bu yöntemin viagra alabilecek ekonomik güçte olmayanlar için 'umut' olduğunu belirtti.

Araştırmayı yürüten öğretim üyelerinden Ürolog Frank Sommer, iktidarsız erkekler üzerinde yapılan testlerde bilinçli jimnastiğin viagradan daha çok etki yaptığının gözlendiğini söyledi. Sommer, "Bilinçli ve düzenli yapılan kalça jimnastiği, kan dolaşımına ritim kazandırıyor. Bu da sadece iktidarsızlığın önemli ölçüde giderilmesini sağlamakla kalmıyor, çoğu zaman yinelenmesinin de önüne geçiyor. Halbuki viagra sadece geçici 'şehvet' sağlamakla kalıyor" dedi.

Sommer, teste tabi tutulan erkeklerde jimnastiğin etkisi yüzde 80 olarak belirlenirken, viagranın ancak yüzde 74 oranında etki yaptığı anlaşıldı.

Evlilik ve Cinsel Sogukluk

Cinsel sağlık bilgileri konularimizdan bu defa ki konumuz evlilikte yasanan cinsel sogukluklar. Evli ciftler arasinda yasanan cinsel sogukluk nedenleri ve alinabilecek onlemler hakkindaki bilgileri asagidaki yazimizda bulabilirsiniz.

Evli çiftler arasında baş gösteren cinsel soğukluğun en önemli nedenlerinden biri, ilişkiye gerekli özenin gösterilmemesi. Aralarında cinsel soğukluk baş gösterdi mi çiftler aralarındaki sevgi bağının da koptuğuna inanıyorlar, oysa bu büyük bir yanılgı.

Evlilklerde cinsel çekimin azalması sevginin de yavaş yavaş bittiğinin habercisiymiş gibi gelir çiftlere. Oysa gerçek sebep fiziksel ve duygusal bir takım rahatsızlıklar olabilir. Bu nedenle öncelikle problemin ne olduğunu araştırmak ve buna göre hareket etmek gerekiyor.

Evlilklerde çiftleri birbirinden uzaklaştıran en büyük etken ilişkiye gerekli titizliğin gösterilmemesi ve cinsel yaşama yeniliklerin kazandırılmaması. Evli çiftlerin zaman içinde ara ara ilişkilerini gözden geçirerek yeni bir boyut getirmeleri gerekir. Evlilikle noktalanan yıllar süren flörtlerde de sonuç değişmiyor. Bu çiftlerin cinsel hayatları kuvvetli bir aşk bağının ötesinde güvenli bir sevgi ve güvenilir bir sevgiliyle birlikte olmalarının verdiği şehveti taşıyor.

Kadınlarda Cinsel Soğukluk
Yapılan araştırma sonuçlarına göre seks, stres, yorgunluk ve baş ağrısıyla savaşıyor. Aynı zamanda bünyeyi de rahatlatıyor. Cinsel soğukluk, partnere yetişme çağında ailenin cinsellik konusunda gösterdiği tutuculuğa bağlı olabiliyor. Diğer bir neden de, gençlik çağındaki ilk deneyimde meydana gelmiş bir zorlama ya da partnerin doğru kelimeleri ve dokunuşları bulamamasından doğan ters etkilenmenin yıllar sonra bilinç altından çıkması. Bu sorun, kadının yaşadıkları incelenerek çözümlenmeli. İsteksizlik ve orgazm olamama geçmişle yüzleşmenin getirdiği bir sorun da olabiliyor.

Ağrı ilişkiden soğutabilir
Toplumsal baskı ve tabular, kadın cinselliği söz konusu olduğunda, kadından çok daha fazla söz sahibi olduğundan kadın kendini ilişki sırasında baskı altında hissedip ilişki sırasında kendini kasabilir. Evliliğin ilk gecesinde kadının kendini kasması ilişkiden haz almasından çok acı duymasına neden olmuş olabilir. Bu nedenle de cinselliğe bakışı farklı olacaktır.

Bundan başka ilişkinin ilk saniyelerinde meydana gelen spazm - ağrı, ağrı - spazm kısır döngüsü cinsel hayatı kabusa dönüştürebilir.

Libido Kaybı
Libido kaybı, cinsel isteğin kaybolması anlamına gelir. Evliliklerinin ilk yıllarında mükemmel bir cinsel hayata sahip olan çiftlerin, bir zaman sonra birbirlerinden soğumalarının nedeni büyük ihtimalle libido kaybına bağlıdır.

Libido kaybına çiftlerin psikolojik yapılarındaki değişiklik neden olabilir. Genel olarak evli çiftlerde libido kaybının nedenlerini şöyle sıralayabiliriz:

* İstenmeyen gebelik korkusu,
* İlişkiye girmeyi önleyen korkular,
* Kişinin psikolojik durumundaki değişiklikler,
* Sosyal ve ekonomik nedenlere bağlı stresler,
* Travmaya neden olan tıbbi müdahale,
* Vajenin penisi içine alması sırasında ağrı olması.

Jinekolojik Rahatsızlıklar
Eğer kadında bir takım jinekolojik rahatsızlıklar baş gösterdiyse bunlar da cinsel soğukluğa yol açabilirler. Eğer kadın doğum gibi büyük bir değişiklik yaşadıysa vücudunun yeniden eski ritmini yakalaması üç aylık bir süre isteyecektir. Bu arada kadının annelik, eşlik, evinin kadını gibi konularda aklının karışması da cinselliğe zaman ayırmasını engelleyici etkenlerden olabilir.

Cinsel hayatı etkileyecek birkaç jinekolojik rahatsızlığın bilinmesinde fayda vardır:

* Rahim ağzı enfeksiyonları
* Vajinal mantar, trikomonas gibi vajen enfeksiyonları
* Vajen akıntıları
* Yaşa bağlı hormonal yetersizlikten kaynaklanan kuruluk
* Ameliyat sonrası meydana gelmiş yapışıklıklar
* İkiden fazla, zorlu normal doğumlarda mesane tabanının gevşemesine bağlı idrar kaçırma problemi. Bu tür rahatsızlığı olan kadınlar cinsel ilişki sırasında da idrar kaçırabilirler.

Psikolojik Sogukluk
Bazı durumlarda ise kadının yaşadığı bu karmaşa fiziksel bir rahatsızlıktan, vajinismustan ileri gelebilir. Vajinismus, anatomik ve ruhi hassasiyet yüzünden vajinanın şiddetli ve ağrılı büzülmesi, cinsel temas sırasında vajinanın etrafındaki kasların kasılmasıdır. Cinsel ilişki sırasında duyulan bu acı kadının seksten soğumasına neden olabilir. Tanımında belirtildiği gibi vajinismus ya da diğer adıyla vajinizm psikolojik rahatsızlıktan ileri gelebileceği gibi vajinal enfeksiyon, östrojen azlığı, deriye değin sorunlar ve rahimdeki iltihaplanma ya da yaradan da ileri gelebilir. Bu gibi durumlarda bir doktora başvurmanızda fayda var. Cinsel soğukluğun en etkili ilacının sevgi, sabır ve anlayış olduğunu çiftler unutmamalıdır.

Erkeklerde Cinsel Soğukluk
Toplumumuz kadına yatakta ne kadar baskı yapıyorsa erkeği de o kadar serbest bırakıyor. Performansından şüphe edilmeyen erkek de kendisine gösterilen bu güveni baskı olarak algılayabiliyor oysa. Erkeklerde de bazı fizyolojik sorunlar sıkça görülebiliyor. Cinsel fonksiyon bozuklukları ile uğraşan uzmanlar öncelikle ilk iş olarak olayın fiziksel mi, yoksa psikolojik mi olduğunu araştırıyorlar.

Fiziksel rahatsızlıklardan ileri gelen cinsel isteksizliğin bir takım konsültasyonlarla ortadan kaldırılması mümkün. Bu fiziksel rahatsızlıklar çoğunlukla kalp - damar hastalıkları, bazı hormon veya enfeksiyon hastalıkları ile libido üzerinde olumsuz etki yapan ilaçların neden olduğu hastalıklar oluyor. Psikolojik nedenlerden bazıları ise stres, sürmenaj, kendine güven eksikliği, çift arasında yaşanan sorunlar olabiliyor. Bu gibi durumlarda çiftlerin aralarındaki problemleri çözmek üzere bir evlilik uzmanının yardımını almaları gerekebilir.

Sevisirken Televizyonu Kapatmayi Unutmayin

Iste yeni bir cinsel saglik ile ilgili yazimiz. Bu seferki yazimizda sevisirken size televizyon acik olsa da olur mu yoksa kesinlikle kapatilmasi mi lazim? sorunun cevabini verecegiz.

Yapılan araştırmalarda eşlerin cinsel birlikteliklerini de televizyon karşısında gerçekleştirdikleri ortaya çıkmakta. Psikologlar ise bu durumun oldukça yanlış olduğunu, bu gibi durumlarda yeterli cinselliğin yaşanamayacağını açıklıyorlar. Eşlerin televizyonun cinsel hayatlarına olan etkisini önlemek için cinsel yakınlaşma sırasında mutlaka televizyonun kapatılmasını öneriyorlar.

Televizyon kanallarında ilgi çekici programların akşam saatlerinde yayınlanması, bir çok eşinde cinsel birlikteliğini bu saatlerde yaşaması çatışmaya neden oluyor.Televizyon kanalları sahipleri ise bu durumun tam tersinin meydana geldiğini savunuyorlar. Televizyonda yayınlanan programların cinsel birlikteliği azalttığını değil tam tersi cinsel birlikteliği arttırdığını söylüyorlar.Uzmanların yaptığı araştırmalar çiftlerin büyük bölümünün televizyonda seyrettiği olumsuz haberlerin, stres yaratan talk showların cinsel isteği kaybettiği konusunda kanıtlar ortaya koyuyor hatta televizyonun sadece açık olmasının da olumsuz etkiye neden olduğu bildiriliyor.

Ağrılı Cinsel İlişki - Disparoni

on 5 Haziran 2008 Perşembe

Cinsel ilişki esnasında ağrı ortaya çıkması disparoni adını alır. Ağrının nedeni organik bir rahatsızlık olabileceği gibi, psikolojik de olabilir. Bunun ayrımı ise komple bir jinekolojik muayene ile yapılır.

Disparoni eğer ilk cinsel ilişki deneyiminden beri varsa birincil, sonradan ortaya çıkmışsa ikincil adını alır. Bu ayrım muhtemel nedenlerin ortaya konması açısından önemlidir.

Yüzeyel disparoni vajina girişinde, derin disparoni ise penisin girmesiyle birlikte vajinanın derinlerinde ortaya çıkan ağrıdır ve bu ayrım da tanı açısından önemlidir. Derin disparonide ağrı alt karın bölgesinde yaygın olarak hissedilir.

Kadınların yaklaşık %15'i hayatlarının bir döneminde böyle bir ağrıyla karşı karşıya kalırlar. Ancak %1-2'sinde ise ağrı tedavi gerektirecek kadar şiddetlidir. Bazı kadınlar bu ağrıyı daha çok genital bölgede basınç, yırtılma veya yanma hissi olarak tarif ederler.

Neden olur?

Disparoni nedenleri incelenirken aşağıdan yukarı doğru (vajina girişinden iç genital organlara doğru) bir ayrım yapmak konunun daha iyi anlaşılmasına katkıda bulunacaktır.

Vajina girişine bağlı nedenler: yüzeyel disparoni nedenidirler.

Kızlık zarıyla ilgili sorunlar: Kızlık zarının yapısal olarak sert olması

Menopoza bağlı atrofi: Menopoz döneminde dokular esnekliklerini yitirdiklerinden cinsel ilişki tahrişe ve ağrıya neden olabilir.

Yeterince hazır olunmadan ilişkide bulunma ve buna bağlı tahriş

Epizyotomi nedbeleri: özellikle zor doğumlardan sonra fazla sayıda dikiş gerektiğinde ve/veya epizyotomi iyileşmesi esnasında enfeksiyon meydana geldiğinde dikiş yerleri sıklıkla nedbe bırakarak iyileşir ve bu nedbeler ilişkide ağrı duyulmasına neden olur.

Enfeksiyonlar: Herpes Simpleks enfeksiyonları (genital uçuk) hem ilişkide hem de ilişki olmayan döneminde ağrı yapar.

Vajinaya bağlı nedenler: Enfeksiyonlar: vajinit bazı durumlarda ağrıya neden olabilir.

Kitle ve tümörler: vajinada kitle nadir görülür. Büyük kitleler ağrı ve beraberinde kanamaya neden olabilirler.

Yeterince hazır olunmadan ilişkide bulunma ve buna bağlı tahriş

Rektosel (vajina arka duvarı sarkması), uterus sarkması ve sistosel (vajina ön duvarı sarkması): gerilmeye bağlı ağrı nedeni olabilirler.

Yabancı cisimlere karşı gelişen allerjik cevap

Vajina kubbesinde cerrahi veya radyoterapiye bağlı değişiklikler

Doğumsal anomaliler: nadir görülürler



Pelvik yapılara ait nedenler (iç genital organlara bağlı nedenler): Bu durumlarda derin disparoni ortaya çıkar.

Pelvik iltihabi durumlar: pelvik enfeksiyonlar hem akut dönemde hem de iyileştikten sonraki dönemde ilişkide ağrı nedeni olabilirler.

Endometriozis: endometriozis genital bölgedeki organlarda yapışıklıklara neden olan bir durumdur. Bu yapışıklıklar ilişki esnasında gerilmeye ve ağrıya neden olabilirler.

Uterus habis veya selim tümörleri

Pelviste enfeksiyonlara, ameliyatlara veya endometriozise bağlı gelişen yapışıklıklar

Geçirilmiş pelvis kırıkları


Sindirim sistemi hastalıkları: nadiren disparoni nedenidirler.

Enflamatuar barsak hastalıkları (Crohn hastalığı-Divertikülit)

Kabızlık

Hemoroid, fistül ve fissür gibi anüs ve rektum bölgesi hastalıkları: dışkılama esnasında ve sonrasında ağrıya neden olabilecekleri gibi yakın komşuluk nedeniyle disparoni nedeni de olabilirler.


İdrar yolu hastalıkları: Üretra veya mesaneye ait lezyonlar

Psikolojik bozukluklar: Korku, kaygı, fobik reaksiyonlar, konversiyon reaksiyonları, partnerle uyumsuzluk,

İlk ilişkinin yarattığı psikolojik travma gibi psikolojik durumlar da en önemli disparoni nedenleri arasında üst sıralarda yer alırlar.

Disparoninin (Cinsel ilişki esnasında ağrı ortaya çıkması) vajinismustan (vajina girişi kaslarının ilişki esnasında kasılması) ayırıcı tanısı mutlaka yapılmış olmalıdır.

Tedavi öncesi incelemeler

Öncelikle enfeksiyon, kitle, kanser veya kanser öncüsü lezyon açısından muayene, ultrason, vajinal kültür, papsmear, idrar kültürü gibi incelemeler yapılır.

Şüpheli durumlarda vulva ve/veya vajinaya kolposkopik inceleme yapılır ve gerekirse biyopsi alınır.

Derin disparonide laparoskopik inceleme sıklıkla gereklidir.

Tedavi

Tedavide ilk adım hastanın ve eşinin hastalığın tabiatı konusunda bilgi sahibi olmasıdır.

Organik nedenler usulüne uygun olarak ilaç ve/veya cerrahi yolla tedavi edilir.

Hastalığın psikolojik komponenti varsa bireysel ve/veya eşle beraber psikopterapi çok önemlidir ve ihmal edilmemelidir.

Kadında Orgazm Sorunları - Orgazm Olamama

Mutlu bir birliktelik için önemli unsurlardan biri her iki tarafı da mutlu kılan ve her yönden tatmin eden bir cinsel ilişkidir. Mutluluk veren bir sevişme eşleri daha huzurlu, daha mutlu ve çevrelerine karşı daha sevecen yaparken, birbirlerine daha çok bağlar, yakınlaştırır ve onları bütünleştirir.

Orgazm Nedir?

Sevişme öncesi partneri çıplak olarak görme, tatma, dokunma, işitme yani partnerin sesini duyma, koku gibi seksüel uyarı veya düşünceler ile başlayıp beyin ve vücudun ortak hareket etmesi sonucu yaşanan zevk anına orgazm denir. Orgazm, çeşitli cinsel uyaranlarla beynin uyarılması ile başlayan ve uyaranların etkisiyle kişide hem bedensel hem de ruhsal olarak algılanan cinsel yanıtın son aşamasındaki hoş bir histir. Orgazm normal bir vücut fonksiyonudur. Orgazm öğrenilebilir istemli bir reflekstir.

Orgazmın İşlevi Nedir?

Beden ve ruhun kendi kendini tatminle veya cinsel ilişkiyle kişinin haz almasını sağlamasıdır. Ancak orgazm ilişkinin amacı değildir ve olmamalıdır.

Orgazmın Faydaları

*Bedensel ve ruhsal olarak bir rahatlama sağlar

*Daha kolay hamile kalınır

Orgazmın Fazları

Masters ve Johnson adlı bilim adamları yaptıkları çalışmalarda orgazmı dört fazda ele almışlardır:

1-Uyarılma Fazı:Kadında cinselliği yaşama ihtiyacının ortaya çıkarmasıyla başlayan bu fazda memelere ve genital organlara giden kan miktarında artma olur. Bu sayede vajina girişindeki Bartholin salgı bezleri faaliyete geçerek vajinal kaygan sıvı salgılanmasında artış ve 10-30 saniye içinde ıslanma meydana gelir. Meme uçları belirginleşir ve memeler büyür. Daha sonra rahim yukarıya doğru çekilir, dudaklar şişip düzleşip ve araları açılarak vajinanın alt kısmı genişler, klitoris kabarır. Rahim ağzı ve rahim yukarı doğru çekilir. Bu sayede tüm bedende cinselliğe hazırlık için yukarıdaki değişiklikler meydana gelir. Ayrıca bu evrede kalp atışları hızlanır ve solunum sayısı artar, kan basıncı yükselir, boyunda ve göğüste kızarmalar meydana gelir.

2-Plato yani Gerilim Fazı: Bu fazda cinsel gerginlik ve erotik duygular yoğunlaşır, cinsel arzularda artış iyice belirginleşir. Vajinanın dış 1/3 kısmındaki kan miktarında artma nedeniyle şekli değişir, iyice şişer ve üst kısmı balonlaşır ve bu esnada vajinada hafif bir ağrı olabilir. Rahim uyarılma fazındakinden daha yukarıya doğru çekilir, klitoris daha da belirginleşir ve dudakların rengi koyulaşır ve normalin 2-3 katı büyür. Klitoris iyice şişer. Memelerin uç kısmındaki koyu renkli alan belirginleşir. Kalp hızı artar ve ateş basması olur. Bacaklarda ve kalçalarda kasılmalar olur. Eğer uzun sürerse vajinal ıslaklık azalabileceği bu fazın sonlarına doğru kadının vücudu tam bir cinsel birleşmeye hazır hale gelir. Bu fazda bir önceki evrede büyümüş olan klitorisin küçülme eğilimi göstermesi ve orijinal boyutunun yarısına kadar küçülmesi orgazmın yaklaştığını gösteren önemli bulgulardan biridir. Bu fazın süresi kadından kadına hatta bazen aynı kadında bir cinsel eylemden diğerine belirgin değişiklikler gösterebilir.

3-Orgazmik yani Doyum Fazı:Daha önceki evrelerde artmış olan gerginliğin boşaltılması olarak algılanabilecek bu fazda ateş basması tüm vücuda yayılır. Vücutta bulunan kasların çoğu kasılır ve tam zirve noktasında vücut kaskatı kesilir. Bu durum kadının yüzünde sanki acı duyarmış gibi bir görüntü yaratabilir. Mesanenin dışa açıldığı yerden sıvı salgısı olur ve bu durum “kadının boşalması” olarak tanımlanabilir. Rahim, vajina ve anüsde eş zamanlı, ritmik düzenli kasılmaların olduğu en kısa süren fazıdır. 0.8-1 saniye aralıklarla gerçekleşen bu kasılmalardan kadında bir orgazm esnasında 3-15 kasılma olur. Kadının burnu hafiften sulanmaya başlar, başparmağı dik duruma geçer, göz bebekleri büyür, boğazı kurur ve yutkunma gereksinimi duyar, göğüsleri arasındaki deri hafifce kızarır, ayakları da oynar.

4-Çözülme yani Gevşeme Fazı: Daha önceki fazlarda gerçekleşen değişimlerin normale dönme sürecidir. Tüm bu geri dönüş süreci 5-10 dakika sürer. Klitoris ve meme uçları hassaslaşır ve ağrıya duyarlı bir hal alır. Ateş basması kaybolur. Hızlı soluk alıp verme ve terleme görülür. Kalp hala daha hızlıdır. Eğer bu fazda seksüel uyarı devam ederse kadın daha fazla sayıda orgazm yaşayabilir. Kadınlar beyinden orgazm esnasında salgılanan endorfin adı verilen mutluluk hormonlarının etkisiyle gevşer ve kendilerini iyi hissederler. Kadınların çoğunda orgazm sonrası klitoris ve meme uçları hassaslaşır ve ağrıya duyarlı hale gelir.

Orgazm Sorunları ve Bozukluklarının Tipleri

1-Anorgazmi:Hiç orgazm olamama durumudur. Bu durum iç sıkıntısı, kişinin kendi kendine olan saygısı yitirmesi ve depresyon ile sonuçlanabilir.

2-Rastgele Anorgazmi: Zaman zaman orgazm yaşanamaması durumudur.

3-Koital Anorgazmi:Cinsel birleşme ile orgazm olamama ancak mastürbasyon vb. gibi ile orgazm olma durumudur.

4-Erken Orgazm:Çok nadir olarak görülür.

Orgazm Sorunları ve Bozukluklarının Nedenleri

*Ön sevişmenin eksik ve aceleye getirilmesi,

*Partnerin erken boşalma sorununun olması,

*Partnerin ereksiyon sorununun olması,

*Partnere karşı olan ilgi kaybı,

*Alkolizm,

*Depresyon ve üzüntü,

*Menopoza ilişkin östrojen azlığı,

*Vaginal akıntılar,

*Vaginanın geniş olması,

*Şeker hastalığı,

*Nörolojik bozukluklar ve nörolojik ilaç kullanımı,

*Problemli bir çocukluk geçirilmiş olunması,

*Düzenli ve sağlıklı bir aile yaşantısının olmaması,

*Ergenliğe geçiş döneminde problemli ve travmatik cinsel deneyimlerin yaşanması,

*Cinsel kimlik çatışmaları,

*Sosyo-kültürel yasaklamalar ve aşırı dinsel inançlar,

*Bilgisizlik,

*Cinsel taciz veya tecavüz yaşamak,

*Aldatılmak,

*Gebe kalma korkusu,

*Partnere güvenmeme,

*Cinsel ilişkiye zorlanmak,

*Duyarlı, bilgili, sıcak, yaşamı seven bir kadının nasıl olduğuna ilişkin yeterli rol modelinin bulunmayışı,

*Güvenilir, emin, sosyal açıdan kabul edilebilir ve özel bir atmosferde, ödüllendirici ve destekleyici koşullarda bir cinsel deneyime girişme olanağını bulamama vb.

Orgazm Sorunları ve Bozukluklarının Tedavisi

*Tedaviden amaç orgazmı cinselliğin en önemli amacı olarak görmekten vazgeçip, ön sevişme, uyarılma, cinsel tecrübe, zevk ve çiftlerin birbirlerinin bedenlerini daha yakından tanımaları için cinsel terapi veya cinsel danışmanlık hizmetleri, kadının üstte olduğu cinsel pozisyonların denenmesidir. Kadın gelmeye başlayınca, erkek mümkün olabildiğince hareketsiz kalmalı ve sert hareket etmemelidir. Meme uçları, kulak arkaları, bacakların iç yüzleri gibi erojen bölgeler uzun süre uyarılmalıdır. Cinsel istek, uyarılma, orgazm ve doyum döngüsünde ayrıntılar ne olursa olsun önemli olan klitoris uyarısının uygun şekilde, yaygın, ritmik, kesintisiz ve yeterli süre yapılmasıdır.

*Vakum Cihazı:Negatif basınç yaratan el kadar küçük bir cihazdır ve kitorise belirli süre bellirli bir protokolle uygulandığında orgazm olmayı kolaylaştırmaktadır.

Orgazm Hakkında Bilinmeyenler

*Kadınlarda sadece düşünce yolu ile hiçbir fiziksel temas olmadan da orgazm yaşanabilir.

*Her ilişkide orgazm yaşanacak diye bir kural yoktur. Zaman zaman orgazm olunmaması da son derece normal bir durumdur.

*Orgazm her iki eşte de aynı anda meydana gelebileceği gibi ayrı zamanlarda da olabilir. Aynı anda orgazma ulaşmak çok keyifli olsa da bir o kadar zor bir durumdur. Eşlerden birinin önce gelmesi hiçbir şekilde diğerinin orgazma ulaşmasını engellemez.

*Kadınların yaklaşık %50’i çeşitli nedenlerden ötürü orgazm taklidi yapmaktadır.

*Penis uzunluğunun kadının tatmin olmasıyla yani orgazmın şiddeti ile penis büyüklüğü arasında hiçbir ilişki yoktur. Ancak orgazm beyinde gelişen bir olaydır, kişinin psikolojisi ile yakından ilgilidir. Uzun ve kalın bir penisi görmek bir kadını daha fazla heyecanlandırabilir.

*Cinsel tepkileri normal olan her kadın cinsel birleşmede ya da mastürbasyonla her seferinde bir ya da birkaç orgazma ulaşabilir.

*Kadınlarda en şiddetli orgazmlarını 35\ li yaşlarda yaşarlar.

*Kadın uyarılmaya başladıktan sonra orgazma ulaşabilmesi için ara vermeden aynı tempoda uyarılmaya devam edilmelidir.

*Kadın orgazma varacağı anın geldiğinde eşine penisin girmesini istediğini söylemelidir. Çünkü bu arada kadının uyarılması durdurulursa isteği söner ve yeni baştan sevişmeye başlamak gerekir.

*Kadınlar uykuda da orgazm yaşayabilmektedir.

*New Scientist dergisinin haberine göre Amerikalı bir cerrah olan Dr.Stuart Meloy cinsel ilişkiye girmeden kadının orgazm olmasını sağlayan deri altına yerleştirilen implant adını verdiği bir aygıt geliştirdi.

*ABD'de kadınlarda orgazmı artıran “Viacreme” adı verilen bir krem piyasaya çıktı.

*Orgazmın süresi ve şiddeti kişiden kişiye değişir.

*Kadınlar eşlerine mükemmel olduklarını hissettirmek ya da zevk almadıkları bir cinsel ilişkiyi kısa yoldan bitirmek istedikleri veya eşine onun yetersiz olduğu duygusunu yaşatmamak ve öte yandan da yine eşinde kendisinin yetersiz olduğunu kanısını uyandırmayı engellemek için çoğu zaman orgazm taklidi yaparlar.

*En yoğun orgazm yaklaşık ilk 5 dakika içinde gerçekleşmektedir.

Cinsel İstek Kaybı - Libido Kaybı

Kadın ve erkekte, cinsel istek kaybı, benzer sorunlardır. Cinsel istekler konusunda iki teori öne sürülmektedir. Birinci teoriye göre bireylerin cinsel istek düzeyleri birbirinden farklıdır ve bu farklılıklar doğuştan kazanılmış özelliklerdir. Bu nedenle bazılarının cinsel istek veya kapasiteleri çok yüksek iken, bazıları yaşam boyunca çok az cinsel ilgi gösterebilirler. Bu durum, bir ölçüde bireyler arasındaki boy uzun1uğu veya göz rengi farklılıklarına benzetilebilir.

İkinci teoriye göre ise, yaşam olayları veya eğitim ile yasaklanmadığı, bastırı1madığı veya saptırı1madığı sürece cinsel dürtü herkes için çok önemli bir itici güçtür. Klinik deneyimler ikinci teoriyi desteklememize neden olmaktadır. Cinsel istek azalması sorunları olan hastaların genellikle bu kaybı açıklayacak çok sayıda nedenleri vardır.

Cinsel istek kaybı, isteğin azalması, uyarı sonucu cinsel tepki a1ındığı halde istek olmaması, uyarı sonunda da cinsel tepki olmaması veya nefret şeklinde ortaya çıkabilir. Nefret, cinsel ilişkide bulunamayacak kadar olumsuz duyguların mevcut olması anlamına gelir. Bu, genel olarak her türlü cinsel aktiviteye karşı o1abildiği gibi sadece belli bir düşünce, inanç veya davranış şekline karşı da geliştirilebilir (örneğin, oral seks gibi). Genel olarak insanlar ödüllendirici bir davranışı tekrarlama eğilimindedirler (cinsel veya başka tür bir aktivite). Tersine, belli bir davranış anksieteye neden oluyorsa, kaçınmaya çalışılır, dolayısıyla nefret ortaya çıkar. Cinsel istek kaybı olan insanlarda, çocuk1uk dönemindeki yasaklayıcı eğitim ve başarısızlık beklentisi, utanç, acı veya yetersizlik korkusu, gerçek yasaklamalar veya acı deneyler kadar önemlidir.

İstek kaybının aksine, eşler arasında cinsel isteklerin farklı düzeylerde olması, sık rastlanan fakat daha az ciddi bir sorundur. Bir ilişki disfonksiyonel hale geldiğinde, sıklıkla eşlerden biri, diğerinden çok daha fazla cinsel yakınlık ister. Bu abartılmış farklılıklar, eşler diğer sorunlarını çözüp tekrar iletişim kurabildiklerinde ortadan kalkar.

Cinsel istek kaybı, çok sayıda seksüel disfonksiyonun seyri sırasında ortaya çıkabilir.

Organik hastalıklar erkeklerde olduğu gibi, kadınlarda da cinsel tepkileri olumsuz yönde etkiler, fakat genellikle kadınlarda cinsel tepki üzerine etkileri, erkeklerden daha azdır. Yine de, diyabetik kadınların % 50 sinin sonunda anorgazmik o1acağı bilinmektedir.

Estrojen eksik1iğine bağlı ikincil vajinal atrofi (cerrahi sonrası veya menopoz sonrası), ağrılı ilişkiye neden olur. Eğer atrofi çok ilerlemişse krem veya hap şeklindeki estrojenle tedavisi çok başarılı sonuç verir. Organik pelvik veya genital hastalıklar da ağrılı ilişkiye ve giderek cinsel istek kaybına neden olabilirler.

Doğum kontrol hapı kullanan bazı kadınlarda da istek kaybı görülürse de, bu durum daha ziyade psikolojik nedenlerden kaynaklanmaktadır (depresyon, üzüntü, bastırılmış öfke, histerik kişilik, vb. gibi).

Kronik yorgun1uğun kadının cinsel tepkileri üzerindeki etkileri sıklıkla göz ardı edilir. Jinekologlara göre, yuvaya gidemeyecek kadar küçük çocuğu olan her kadında, bu tip sorunlarla karşılaşıldığında kronik yorgunluğu akla getirmek gerekir. Klinisyenlerin, kadınlarda fiziksel yakınma veya seksüel fonksiyon bozuklukları ile uğraşırken, kronik yorgun1uğun da bir neden olabileceğini unutmamaları gerekir.

Genel olarak, doğum, ameliyat, kanser, sürekli diyet yapma, aşırı kilo kaybı gibi vücut direncini düşüren hastalık ve durumlarda geçici veya sürekli olarak cinsel istek kaybı görülebilir.

Cinsel fonksiyon bozukluğuna neden olan veya cinsel fonksiyon bozukluğu şeklinde ortaya çıkan diğer sorunlar.

A- Madde Bağımlılığı

1- Alkolizm

2- Diğer Madde Bağımlılıkları

B- Kişilik Yapısı

1- Obsesif/Kompulsif Kişilik

2- Histerik Kişilik

3- Pasif/Bağımlı Kíşilik

4- Pasif/Agresif Kişilik

C- Fiziksel Sorunlar

1- Fiziksel Hastalìklar, nörolojik bozukluklar, damarsal bozukluklar.

2- Menopozal Semptomlar, vajinal kuruluk, östrojen yetmezliği

3- Doğum Kontrol Hapları

4- İlaçlar

5- İnfertilite, özellikle zamanlanmış ilişki

D- Duygusal Faktörler ve Stres

1- Bastırılmış öfke

2- Üzüntü-Yadsıma, suçluluk duygusu, depresyon veya öfke

3- Depresyon

4- Gebelik Korkusu

5- Kişiler Arasında Anlaşmazlık

6- Bedensel Görüntü Sorunları

7- Psikozlar

8- Kronik yorgunluk

a- Çok Fazla ve Uzun Süre Çalışma

b- Küçük Çocuk Bakımı

9- Orta,Yaş Krizi

E- Karşılanmayan Cinsel Değerler

Ejakülasyon Güçlüğü (Boşalmanın Gecikmesi-Ejakülatuar Yetmezlik)

Ejakülasyon gecikmesine bazen, ejakülatuar yetmezlik adı da verilir. Ejakülasyon gecikmesi, daha az yargılayıcı bir tanımlamadır. Bu sorun, belli bir hasta1ığa veya ilaca bağ1ı o1madığı sürece masturbasyonda ortaya çıkmaz, hemen her zaman koitusta (cinsel ilişki sırasında) görülür. Çoğun1uk1a performans anksiyetesine bağ1ı olarak gelişmekle birlikte, öğreni1miş bir davranış da olabilir (eşe duyulan kızgınlık, tek taraflı doğum kontrol kararı vb.). Bazen de, belli bir şekilde masturbasyona alışmış erkek1erde, eş ile ilişkiye giri1diğinde ejakülasyonun gecikmesi şeklinde görülür. Bu durumda eşi ile girdiği cin-sel ilişki, erkek için orgazma ulaşmasına yetecek kadar uyarıcı olamamaktadır.

Belli bir biçimde, ejakülasyonu geciktirmeyi alışkanlık haline getiren erkekler, her geçen gün eşinin vulvasına daha yakın orgazm olacak şekilde masturbasyon yaparak tekrar eğiti1ebi1ir1er. Masturbasyonla gerçekleştirilen ejakülasyon giderek vulvada ve sonunda vajende olur. Bu şekilde ejakülasyon gecikmesi sorunu ortadan kaldırılabilir.

Belli bir yöntemle masturbasyon yapmayı alışkanlık haline getirip vajinal ilişkide aynı sonuca ulaşamayan erkekler, değişik şekillerde masturbasyonu deneyip orgazm ve ejakülasyonu gerçekleştirmeye özendirilmelidirler. Bu şekilde kendilerini cinsel tepki duyurmaya tekrar eğitebi1irler.

Ejakülasyonu, pasif-agressif davranış biçimlerinin bir parçası olarak geciktiren erkekler ise, cinsel terapiden ziyade psikoterapi ile bu sorunu çözebilirler. Ancak pasif-agressif davranış şekli ile ejakülasyon gecikmesi arasındaki ilişkiyi anlamaları gerekir.

Cinsel sorunu veya fonksiyon bozuk1uğu olan hastaların hemen hemen tümü, değişmek istiyorlarsa ve sağ1ık personeli de yardımcı olabiliyorsa, bunu başarırlar. Eldeki tedavi olanaklarının yetersiz kaldığı hastalar, derhal uygun tedavinin yapı1acağı başka bir kuruluşa veya uzmana sevk edilmelidir. İyi eğiti1miş bir aile planlaması çalışanı, kendine başvuran hastaların cinsel sorunlarının % 90 ından fazlasını, sevk etmeye gerek kalmadan çözebilir. Hastaların pek azının bir seks terapisti tarafından görülmesi gerekir.